evde kuş beslemek

kafam bir milyon
anlaşılır olsun diye ev dedim doğrusu kafeste kuş beslemek.
t: göt kadar kafese uçabilen bir hayvanı tıkmak.

allahın cezaları ne istiyorsunuz hayvancıklardan, kuş yürümüyor amk uçuyor hayvan. sal gitsin lan. tasma takıp gezdiremeyeceğine göre besleyemezsin abi hayvanı kuş beslenmemeli yani.

mozaik pasta

kafam bir milyon
fakir pastası. öğrenci pastası. kolay pasta. artık ne derseniz deyin ama tam anlamıyla leziz bir pasta kendisi.
normalde fakir pastası deyince bisküvili pasta geliyor aklınıza evet. bunun da ondan hiçbir farkı yok. adı egzotik, görünüşü şık ama bildiğin bisküvili pasta işte. zaten hemen de yapılıyor. 2 saatçik buzlukta bekleyecek sadece. fırın vs gerektirmediğinden de öğrenci işi. kısaca pratik pasta. canım pasta.

leman alaca

yoltutkunu
ege üniversitesi mezunu psikolog. milli eğitimde kişisel gelişim, sınav başarısı, motivasyon, varoluşçu psikoloji, özel bireylere danışmanlık gibi alanlarda uzmanlık yapmaktadır. ayrıca sosyal sorumluluk çalışmalarında da gönüllülük çalışmaları takdir edilecek türden. koranavirüsle ilgili ilgi çekici açıklamalar yapmıştır. okumakta fayda var.

para mutluluk getirir mi

kafam bir milyon
çok ikilemde kaldığım bir soru.

aslında bunu tartışmanın kimseye faydası yoktur. para sadece araçtır. bunu amaç haline getiren kimse mutlu değil. mutluluğu satın alınabilir bir şey haline getirmekten vazgeçmeli.

fakat;
Para mutluluk getirir mi bilmem ama ferrarinin içinde ağlamak başkadır... bi yerde okumuştum.

karantina günleri

kafam bir milyon
sınırlamaların, yasakların olduğu günlerdir kısaca. 20yaş altı ve 65 yaş üstü kişilerin çıkması yasak. bireyler kendilerince dışarı çıkmada kendilerini kısıtladılar. bunların dışında maske kullanımı gibi zorunluluklarımız da var ülkece. dışarı çıkarken kendi sağlığımız ve başkalarını tehdit altında bırakmamak adına gerekli eylem. ayrıyeten bol bol kolonya ve dezenfektanların tüketildiği günler karantina günleri. kolonya tiryakisi olduk çıktık vallahi. bizim evde damacanayı bile eve sokmadan kolonyayla şöyle bir yıkıyoruz. (abartı ama gerçek).
arkadaşlarınızla görüşmüyorsunuz umarım. kendiniz için, onlar için... ne kadar az iletişim o kadar az risk.

ek olarak bu zor günlerde hastane çalışanlarını unutmamak lazım. karantina günleri en çok onlara zulüm oldu. çok minnettarız.


edit: monoton ve birbirinin kopyası şeklinde geçen günlerdir...(kişisel)

tam 57 gün geldi geçti. 57 günün toplasan 15 günü falan dışarı çıkmışımdır. geriye kalan hepsini evde geçirdim. ev de değil odamda. yemek yemek, dizi izlemek, müzik dinlemek, chatleşmek ve aileyle bol bol kavga etmenin dışında hiçbir şey yapmadım. instagram'da çoğu kişinin yaptığı gibi mutfağa girip yemek tarifleri denemedim açıkçası. evde spor yapmayı bi ara denedim diyebilirim. sonuçsuzdu. bu aralar üniversitemiz(çomü) hocalarının verdiği ödevlerle uğraşıyorum bol bol...

karantina günleri iyi geçen birileri yoktur zannediyorum. varsa da bahsetmesin. psikolojimiz zaten alt üst olmuş üstüne tuz biber olmayın.

sabırla bugünlerin bitmesini beklerken bir yandan da eski hayata birden nasıl adapte olacağımı düşünüyorum. ben vallahi çok alıştım bu hayata. 57 gündür yalnızca pijama giyiyorum eşofman giyiyorum. pantolon giymeyi hiç özlemedim. kilodan da kaçamayız üstelik herkes bi miktar almıştır(ben şüşko patates oldum).
karantinada bir de saç kesme moda oldu. erkeklerin hepsi kafalarını jiletledi. kadınlar kesip kesip sonrasında pişman olup ağlıyorlar. ben de kestim. afedersiniz bok gibi oldu... kuaföre gitmek şart.

karantinanın bana tek katkısı kitap okuma alışkanlığı kazandırdığıdır. o da zorla arkadaş... sıkıntıdan.

hayatımızı bi anda değiştiren bu karantina günlerini ancak bu kadar özetleyebildim. tam bir yıkıklık dönemi.