aniden gelen paris'e gitme isteği

deer
Bir rutine bağlanmış hayatınıza hayalinin bile kıvılcım yaktırdığı istek.bunalımlarınızı,depresyonlarınızı bir kenara köşeye itmişsinizdir.kendinize "hayattan zevk alıyor muyum acaba?" sorusunu sormuş ve çoktan "hayır" cevabını vermişsinizdir.neden paris peki? Ne bileyim neden budapeşte değil? Şehir merkezine yakın bir apartın küçük balkonunda peynir yiyip şarap içmek bana ne tür bir zevk verebilir ki? Son soruyu sorarken bile içime bir keyif gelmesi aslında sorularıma cevap veriyor.ve kutsal süreç başlıyor bundan sonra...

Hemen internetten turlara bakılır,fiyatlara göz gezdirilir.fiyatlara bakıldıktan sonra ekonomik yollar aranır hatta "otostopla gitsem nasıl olur lan?" sorusu bile sorulur.ödenmeyecek fiyat olmadığını fark edersiniz sonunda, hayattan zevk almak için para söz konusu bile olmamalıdır sizin için.belki fransız bir kadınla tanışıp manitada olursunuz olaya baksana bi! Peki ya sonra?

Sağ ayakla girdiniz parise,turlara katıldınız ve tarihin güzellikleri içerisinde kayıplara karıştı ruhunuz diyelim.o hayalinizde ki gibi balkonda elinizde 2014 les arènes şarabınızla karanlık geceye gözlerinizi diktiniz.ruhunuzun uyuşukluğu güldürmeye başlar sizi "yaşıyorum şu hayatı amk" dersiniz,instaya bir foto atar geceye noktayı koyarsınız.sonra memlekete döner ve bu anıları "2 sene önce fransadaydım,yaşamıyoruz biz birader" diyerek anlatırsınız muhabbet ettiklerinize.peki ya sonra? Büyüsü kaçan bu gitme isteği bitti mi sanıyorsunuz? Bir şarabın 40 yıl hatırı olacak mı sizde gerçekten? Tek başınıza yaşadığınız bu hikayeyi gece kafanızı yatağa koyduğunuzda tekrarlayacaksınız ve oradayken yapmadığınız şeylere söveceksiniz belki.sonra rutin hayatınıza geri döndüğünüz ve her şeyin aynı devam ettiğini fark edeceksiniz.bu şehirin sizi böyle yaptığını ve burada öleceğinizin bilincinde olacaksınız.kaçmaya götünüz yemeyecek bu şehirden "düzen nasıl kuracağım?" korkusuyla boyun eğeceksiniz kaderinize...

Kurduğunuz hayallerde kaybolmuşken Mutfaktaki ketılın "çıt" sesiyle ayılıp, "500 euroya değmezmiş" diyip hiç gitmeyeceksiniz.