din

victoria
insanı makul ve ölçülü olmaya ittiği için varlığını kabul ediyorum. ve tabii insanın yalnızlığına ortak olduğu için de. en azından benim için bu kavramın en temel vasıfları bunlar. şimdi söyle diyenler olacak " insanı savaşmaya, didişmeye iten din iken nasıl hala inanabiliyorsun..." tarzı cümleler. evet var bunlar da yok değil fakat kişi bazlı düşünüyorum. neyi nasıl kullandığıyla, nasıl benimsediği ile alakalı. hiçbir zaman net ve keskin olamadım. dinin de keskin olmadığını düşünüyorum. çünkü ihtiyacım olduğunda çoğu zaman ona sarıldım. bana yardım etti. yanımda sürekli konuşan insanlardan daha çok yardım etti. ve bunu susarak ve dinleyerek yaptı. şimdi kimse kimsenin benimsediğini kınmasın, kimse kimsenin seçitiği yaşamı eleştirmesin. din insanın içinden gelen bir şey. ister tek tanrılı din , ister çok tanrılı, ister tanrısı olmayan dini benimser ya da yeryüzündeki herhangi bir dini. dinlerin mitoloji, efsane, sanat ile iç içe olduğu da unutulmamalı. benim nezlimde hepsi birer sanat eseri ve huzur kaynağı.

Ekleme: baktım da din üzerine yazdığın ikinci girdiymiş. Gülümsetti.
bu başlıktaki tüm girileri gör