franz kafka

hallumzade
her gün dünyevi hayatına son vermek isteyen yazar. babasıyla arası hiçbir zaman iyi olamamış, sürekli azınlık hayatı yaşamış tanımsız insan. 5 kere evlenmeyi denemiş, olmamış. Milena en büyük yaralarından biridir. Kendisi ile uzun yıllar kafayı bozmuş biri olarak yaklaşık 5 yılımı onu anlamak için harcadım. Oğuz Atay'ın romanlarına farklı bir bakış açısı getirme hususunda öncü olmuştur. Özellikle de 'tutunamayanlar' adlı romanında kafka'ya sıkça rastlarsınız. Aforizmalar kitabını not defterim gibi yanımda taşırım. 'dünyayla olan savaşında dünyanın yanında ol' diyebilecek kadar kendi materyalizmini aşmış insandır. kafka okumak anlamak herseyden daha farklıdır, normal bir hikaye okur modda kafka okunursa kafa karıştırıcı ve yorucu bir etki yapar ve sonuçta hiçbir şey anlaşılmaz. kafka bir rüya gibi yaşanmalı, kendinizi kaybederek okursanız onu anlarsınız.
victoria
Türkiye'de neden çok sevilir kısmı ile alakalı bir iki bir şey yazasım var.
baskı görmüş olması, sınırları çizilmiş bir ailede/toplumda büyümesi ve yaşamaya çalışması, dini ve geleneksel otoritenin baskın olduğu bir aile ve toplum... Bunlar size tanıdık geldi mi? Evet tüm bunlar bizim ülkemizde sosyolojik bağlamda ele alınması gerekilen konular. Ele alınması bir parantezdi, ayrı tutarak devam ediyorum... Ülkemizdeki çoğu genç bu tarz dayatmalardan muzdarip. Kimse dayatmaları kabul edip boyun eğmek istemez. Zira doğamızda olmayan bir şey. Öyle değişik varlıklarız ki doğamızda olmayan şeyleri küfrede küfrede de olsa yapıyoruz. Ama işte kafka eylem olarak kabul etmiş fakat düşğnsel olarak kabul edememiş bir insan. Sindirememiş ona dayatılanı. Bizde de böyle çoğu genç kendisine dayatılanı küfrederek de olsa yapıyor ama kafada sıkıntılar bitmiyor işte. Kafka'yı okuyunca kendisini o yüzden aydınlanmış gibi hissediyor. Aslında kafka da olanı söylüyor. Bu yazdıkları sadece kafka ve okuyanının başına gelmiyor. Bazen okuyan kesim biricik olduğunu düşünerek bu kısımları atlıyor. Neyse benden bu kadar. Çünkü şimdilerde elime kafla kitabı verilse ilgimi çok fazla çekmez ama kafka okuduğum ilk zamanlara gidecek olursam ergenliğimin ortalarına doğru, lise bir zamanları acayip içselleştirip yalnızım, eziliyorum, boğuluyorum triplerine girerdim. Gerçi hala daha giriyorum ama bunun kafka ile alakası yok. Ama belki kafka okumamış olsaydım bu triplenme durumu daha az olurdu. Jcjdjcjdkx

Sonra neden gençler depresyona giriyor. Canım benim bizler sancı çekiyoruz sancı! Varoluşsal sancılar bunlar. Bırakın çıkarmayın böyle depresyona sürükleyecek tarzda kitaplar. (şaka)
Deşmeyin yahu yaramızı. Bunu diyen benin bir de gelin kitağlığına bakın varoluşsal depresif modlar yeyuhhh!