hayatınızın en garip günü

deer
06.11. 2018 olarak hafızama düşmüş olan gün. Her şey saat 15.00 da uyanmamla başlamıştı dün gece uyuya kaldığımı yatağımda duran laptopumdan anlıyordum.okuldan yurda dönen x arkadaşıma "gelirken bana kahvaltılık birşeyler al" diyip yatağıma dönmüştüm. Kahvaltımı ettikten sonra odama gelen x arkadaşımla yeni kordonda çay içme fikri geldi aklımıza.güneşi çaylarımızı yudumlarken izlemenin keyfine varıyorduk ki örümcek hislerim etrafta bir bokluk olduğunu hissettirmişti bana. Sağımda kalan sahilde spor aletlerine güzel giyimli bir çocuk gelmiş pantolon giymiş haliyle spor yapıyordu,bana doğru yaklaşan çift ani bir dönüşle geriye sapmış ve bankta oturan kızlar elleriyle "şöyle geçin tarzı" hareketler yapmıştı.olayları umursamayıp x kişisiyle boş muhabbete devam ederken az önceki çift bağırışmaya, lavuk kızın kolundan tutmaya başlamıştı.örümcek sinyallerim aklımda çoktan "haydarinna" müziğini çalmaya başlamıştı bile. Kavga olduğunu anlayan x kişisi(angaralı) "noluyoh amuğagoyim" tepkisiyle masadan kalkmış çifte doğru koşarak yaklaşmıştık.bizim yanımızdan kalkan bir diğer kişi koşarak lavuğa sarılmış çifti ayırmıştı, bize kalan görev sıkıntı çıkarsa lavuğa dalmaktı sadece.şoktaydık aslında çünkü döveceğimiz adam "ailen seni red ettiğinde bile ben sahip çıktım sana, senin için herşeyi yaptım neden beni yarı yolda bırakıyorsun" dediğinde gözlerim kıza bakmış bu konuda içi yanan birisi olarak kızdan bir açıklama beklemiştim. 2dakika geçti ve yanımıza kel, 1.60 boylarında, hafif çiyan bir abi yaklaştı "eheeheheh sosyal deneyyyy" gibi bir zıplamayla suratıma doğrultulan kameraya 3 numaralı "ne?" bakışımı atmıştım bile.x kişisiyle söve söve çaylarımızın başına döndük(sinirliydi çayının soğumasından mı, sosyal deneyden mi bilemedim). Sosyal deney ekibinin kafeye gelip herkesten rahatsızlık için özür dileyip bizim masaya bakmaması bile dayak yemeleri için bir sebepti belkide ama biz hesabı ödeyip kalktık sinirlenmemek için(suç kel olanda). Bankadan para çekelim madem diyip atatürk'e geri dönmüş yürüyorduk. Bankalara varmadan solumuzda duran a101den 20 yaşlarında birisi koşmaya başladı elinde poşetle, x'e dönüp "lavuk ne garip koşuyo lan" demiştim kiiii yandan annesi(ablasıda olabilir) "y buraya gel nereye gidiyosun yyyyyyyy" diye bağırmaya başladı(noluyoruz bugün çanakkalem kumpas mı var bana?). Y kişisi 45,50 metre koştuktan sonra dayanamadım(5 saniye falan) ablaya döndüm ve "yakalayalım mı abla?" dedim. Gelen cevaptan sonra okadar hızlı koştum ki y kişisinin başına bir şey gelme riski beni aşırı korkutmuştu(y kişisi down sendromlu bir gençti). 3 sokak boyunca kovaladım ara sokaklarda kaybedip tekrardan buldum y kişisini.x arkadaşım gerimde kalmış ve y'yi yakaladığım ara sokağa 5 saniye falan geç gelmişti. X arkadaşım gelir gelmez çocuğa "sakin ol kankacım sen sakin ol nereye gidiyosun böyle aman aman sen" gibi sakinleştirici sözler söylemeye başlamıştı(at'mı evcilleştiriyon napıyon acaba?). Y arkadaşımızı kollarından tutup annesine(ablasıda olabilir) geri getirmiş ve çanakkalenin superherosu olarak yine bir görevi başarıyla tamamlamıştım. Garip bir gündü ama güzeldi sözlük.

Edit:imla
tuli
Yaz idi, 2012 idi.

Yazlıkta kuzenlerim ve arkadaşlarımdan oluşan 15 kişikil kızlı erkekli güzel bi ortamımız ve bir adet el kameramız vardı. Bir gün dedik ki "aga film çekelim anlı olur güleriz eğleniriz.

Senaryo gereği gözlüklü bir arkadaşın gözlükleri kırılıyor ve paranormal olaylarla yaşamış ardından da bu dünyadan göçüp gitmiş birisinin gözlüklerini ödünçlmak zorunda kalıyor. Gözlüğü taktığında ölüleri görebiliyor ve o günden sonra arkadaşı ruhlar rahatsız ediyor. Lanetten kurtulmak için ise gözlüğü ölen kişinin mezarına gömmesi gerekiyordu.

(bkz:best scenario oscar)

Neyse, 2 hafta süren çekimlerin ardından tüm kumla halkı bizi tanır olmuştu çünkü geceleri arkasokaklar boş araziler zeytinlikler ve sahilde siyah cübbeler giyen ve yüzleri beyaz boyalı olan (ölü rolü oynadıkları için) bir grup genç vardı.

Hikayenin garipleştiği gün ise son sahne için mezarlığa gidecektik "Gitmişken gece vakti derenin kenarında ateş yakarız biraları alırız, kuzen sen de gitarı al gel filmin bitişini kutlayalım" diye bir fikir ortaya attım ve hiç düşünülmeden kabul edildi.

Aynı gece kumla'da ki bir kaç çocuk parkında kediler öldürülüp poşetlere konulmuş ve kaydıraklara salıncaklar asılmıştı. Bizi gece vakti o tiplerle mezarlığa giderken görenler de "bu gençler satanist, ayin yapmaya gidyorlar geceleri." diye bir karanlıkçağ uydurması atmışlardı ortaya ve bizim hiç br şeyden haberimiz yoktu.

Sabaha karşı evlere döndük ve yattık uyuduk. Ertesi gün de akşama kadar dışarı çıkmadık çünkü yan siteyle halısaha maçımız var akşam. Güzel bir tesadüftür ki aramızdaki herkes galatasaray veya beşiktaşlıydı, halısahada birbirimizi karıştırmayalım diye siyah beşiktaş forması veya siyah galatasaray antrenman tişörtleri giymiştik. Sahil kenarında oturmuş toplanmayı bekliyorduk.

Bir kaç adet lümpen ve az gelişmiş çoğunlukçu o.çocuğu "aha ! Satanizdler buradalar kedileri bunlar kesdi" diyerek üzerimize koşmaya başladı. Biz n'olduğunu anlamadan ultimate bir dayak yedik. Benim tek hatırladığım sahne yerde yatarken biri ayağındaki terlikle yüzüme basıyordu ve en yakın arkadaşlarımdan birine uçan tekme atılmıştı. O an spartan rage kullanıp yerimden kalktım ve cinnet geçirdiğim için etrafımdakilere saldırdım.

Jandarma geldi.
Lümpenler ara sokaklarda kayboldu.
Bizi karakola götürdüler.
Biz herşeyi komutana anlattık.
Komutan da nasıl bi insansa bizi fenerbahçeliler dövdü sanmış ve adam koyu galatasaraylıymış :) 15 dakika içinde bizi döven 30 kişilik bozkır haydutlarını yakalatıp getirdi. Özürler dilendi çaylar içildi ortam yumuşadı ve olay bir kez daha onların ağzından dinlendi. Kedi kesme mevzusu açılınca komutan bi saniye dedi. Bir telefon çevirdi. Meğerse parkın yanındaki elektrik trafosunun kamera kayıtları gelmiş. Komutan gitti uzun süre gelmedi. Biz lümpen o.çocuklarıyla muhabbete başladık. Biz bişeyler soruyoruz kısa kısa cevaplar veriyorlar, saçlarını kaşıyorlar kendi aralarında bakışıyorlar falan bir gariplik var ortada belli.

Komutan geldi bir anda hışımla " geçin lan koğuşa anasını s*ktiklerim diye " korkudan titreye titreye 50 kişi koğuşa geçtik. Kapı üstümüze kilitlendi. Oturduk bekledik. 20 dakika sonra falan bir kaç kişinin adı okundu. Aldılar götürdüler. Tekrar kapı kilitlendi. Lümpenlerden ttitreyerek ağlayan bir kaç çocuk vardı. Bir 20 dakika sonra beni ve arkadaş grubumu işaret eden bir er geldi. " siz gelin abicim benle" dedi. Gittik.

4 tane lümpen o.çocuğu kedileri parka asarken kameradan tespit edilmiş :)

Komutan amcamız arkadaşım Özgür'e döndü.
-"bilmemne" marşını biliyor musun lan ?
+ yok ama "çocukluk aşkımsın galatasaray" ı biliyorum komtanm .d
-yavaş oku ritim tutucam.
+ tamam .d

Özgür ile birlikte bağıra bağıra çocukluk aşkımsın'ı söyledik. Biz söyledikçe komutan kürek sapıyla çocukların yüzlerine vurdu.

Bir ara bir tanesi dayak yemekten bitap düşüp yere oturdu. Komutan kalk ayağa dedi kalkmadı...

Komutan arkasını döndü biraz bekledi ve kürek sapını göğsüme doğrulttu ;

-bu armanın içindeki ne ?

+ türk bayrağı komutanım.

- istiklal marşı'nın 10 kıtasını ezbere biliyor musun sen ?

+ biliyom komutanım .d .d.d.d

-tamam. yavaş oku ...