varoluş sancısı

soslupirana
Tanım şeysini bir ara editlerim sözlük. Söz veriyorum.

"İstemeden varım ve istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum."

-marjinalhayvan
1984
ya yeter ya dediğim başlıktır. Kimi görsem varoluş sancısı çekiyor aq. Sanki 17. yüzyılda fransa ve almanya arasında küçük bir kasabada doğmuşuz hepimiz. sonra yeni fırsatlar aramaya paris'e gelmişiz. Kendimizi sanata adamışız yada derinlemesine felsefi problemlerle uğraşıyoruz gibi falan. Kimiz kardeşim biz. Acıkınca yemek sepetinden pizza söyleyen, Kaybedenler kulübünden fırlamış gibi olmak isteyen ama bunu yapamayacak insanlarız. Ne frankıl ne may ne de yalom bile (ki bunlar varoluşçuluğu felsefeden çıkararıp yaşama döken adamlar) böyle davranmazken. biz neden yoğun duygusal ve felsefi buhranlar yaşıyor gibi yapıyoruz, Bir çoğumuzun hayat planları kurallar ile sınırlarken. Kuram demişken ilk giri tanım içermelidir. (bkz:kurallar)
mediocregenius
13 yaşımda alkol, 19 yaşımda uyarıcılarla bastırdığım, bu ürünlerin yoğun tüketimi sonrası majör depresyon şeklinde 22 yaşımda iken katlanarak geri gelen cevabını kimsenin bilemediği sorular sormaktan ve bunlarla ilgili endişe duymanın temelini oluşturduğu saçmalık ötesi ama herkesin bir dönem içine düşmekten başka çaresi olmayan hede.

adımları genel olarak şu şekildedir;

-sorgulamak,
-değiştirmeye çalışmak, (idealistlik, kapitalizm ve toplumdan kaynaklı kendini önemli, özel hissetme yanılgısından kaynaklı çaba)
-değiştiremeyince ya da zorluğunu farkedince kendi güçsüzlüğünün, çaresizliğinin, aciziyetinin farkına varmak,
-öfke,
-depresyon

şahsi fikrim herkesin aynı şekilde tecrübe etmediği ve çıkış noktasına bağlı olarak farklılıklar gösterebildiği yönünde. sonuç genel olarak aynı yine de. izolasyon.

izolasyon çünkü, herkesin bu kadar derdi varken üstüne buna kafa yorup daha da bunalmak istemiyorlar. dışlanıyorsunuz. ya da kendinizi yabancılaştırıyorsunuz kontrol edemediğiniz için. bulunduğunuz ortamlar sadece geyik dönen ortamlar ise zaten hem kendi akıl sağlığınız için hem grupta'ki insanların keyfi uğruna kendinizi geri çekiyorsunuz.

tamamen geçeceğini düşünmemekle birlikte istikrarlı olmasa da idare edebileceğini düşünüyorum kişinin, kendi tecrübemden yola çıkarak. benim için yöntem hedonist yaşama geri dönüş oldu.

ya spiritüel tatmin ve din yolunu seçecektim ne kadar inançsız ve rasyonel bir insan olsamda. ya da kendimi tercih ettiğim ve hoşuma giden şekilde uyuşturmaya devam edecektim.

bir arkadaşımın bir sözü bir nebze iyi gelmişti, hissettiğim yalnızlıkta bir nebze azaldı yalnız olmadığımı görünce.

"insanın varoluşsal soruları varsa, diğer insanlar bunu farkedip ona daha uzak davranıyor. bilinçli olmasa da kimse bu konuları düşünmek istemiyor. hatırlatan, düşünen insanlarda dışlanıyor."

son olarak alın bunu okuyun buraya kadar okuduysanız.
https://eksisozluk.com/entry/50268073