confessions

18martsozluk

Moderatör  · 28 Mayıs 2018 Pazartesi

  1. toplam giri 33
  2. takipçi 1
  3. puan 417

don giymemek

tuli
hiç değilse uyurken yapılması gereken şey, pijama don gibi bişey zaten bi de onun içine don mu giyilir ? akıl var mantık var insanın götü mötü terliyor saçma sapan. gün içinde don giymek de çok saçma zaten ben istiyorum ki insanlar var olan malzemeyi görsün ona göre davransın. dosta güven, düşmana korku salmak istiyorum ama olmuyor. ayıp olmasından çok ayıplanmaktan korkuyor insan. yoksa donsuz da gezilir.

hayatın çok güzel olması

tuli
böyle bazen durup düşününce cidden çok güzel lan güneş doğuyor, ay doğuyor sonra gidip bi' daha geliyolar falan, kediler var sokakta bi'şeyler yapıyolar sürekli. insan çiş yapıyor rahatlıyor, yemek yiyor karnı doyuor. kitap okuyunca başka bi dünyaya geçiyor orada yaşıyor, müzik dinliyor hiç sözlerini anlamasa bile duygulanıyor "of anam of arvadını siktiğimin dünyası" diyip efkarlanıyor sonra gidiyor içmeye alkol çok güzel mesela insan unutuyor derdini falan kalkıyo oynuyo hiç tanımadığı birileriyle. sonra çok az tanıdığı biriyle sevişiyor başkalarının dudağını yanağını öpmek bile güzelken nerelerini nerelerini öpüyor kokluyor. sonra yakıyor bir cigara başka bir aleme geçiyor müzikler daha bi müzik muhabbetler daha bir muhabbet oluyor. sonra ne mi oluyor ?

güneş doğuyor, ay doğuyor sonra gidip bi' daha geliyolar falan...

oskk

tuli
hayırdır sana pirana buğlaması ? yeni gelenlere "ben buraların paşasıyım!" gözdağısı mı vermeye çalışıyorsun ?

diye tepki gösterdiğim komite girişimi , kalkışma falandır. veya başarısız olacak her hangi bir şeydir. bilemiyorum...

alkolsüz efkarlanmak

deer
yanlışlıkla meyhane playlistime girmemle anlık olarak başlayan durum."kıskanırım seni ben" diyor şarkı üzülüyorum ama neye üzülüyorum onuda bilmiyorum.en azından alkol olunca çocukken aldığın japon balığını bile özleme ihtimalin var.şuan müzeyyen senar çalmaya başladı.anlık modumdan bahsetmem gerekirse karabük'e yük taşırken emanet tırı şarampole yuvarlamış gibi bir halim var.hayırlısı...

"ikimiiiiziiiindeee saçlarııı akkkkkk,öylee duruuup bakışacağızzz"

müzeyyen senar

deer
cumhuriyetin divası,anam,anamız,anaların anası.kadın kelimesi dile gelse müzeyyen senar der öyle kadındır yani.2015'te 97 yaşında hayata gözlerini yummuştur büyük efsane.arkasında bıraktığı eserleri silinmeyecek her dertte onun adı,her meyhanede onun şarkıları söylenecektir yine.atatürk'ün kadeh kaldırdığı,gençlik yaşında paşanın özel olarak çağırdığı bir sanatçıdır kendisi eline su dökecek birisi ne gelmiştir ne gelecektir bu dünyaya.huzur içinde yatsın güzel kadın.

yazarların korktuğu anlar

deer
geçen senelerde başıma gelen bir olaydan bahsedeceğim.jumpscare haricinde korkan bir adam değilim fazla(baya über bir şey olması lazım anlatacaklarım gibi).annem tasavvufla ilgilenen bu konuda okuyan ve bu çevrede bilinen,isminin geçtiği birisi.bu sebeple konya'da yapılacak bir buluşmaya davet edilmiş olup ailece gitmeye karar verdik.annem için gidiyorduk aslında ama bizde konya'nın bir güzelliği varsa gezmekten hoşlanırız diye düşündük.ilk önce cami,türbe,müze vb. yerleri gezmeye başladık.olaylar burada başlıyor aslında,ablamla beraber ziyaret ettiğimiz caminin avlusunda takılırken biz kapıda duran annem ile babamın yanına yaşlı bir adam uğruyor.dönüp ilgimi çeken olaya baktığımda normal bir yardım olduğunu düşünüp kafamı çevirip mimariye göz gezdirmeye devam ediyorum.annemlerin gözünden anlatırsam olayı adam yanından onlarca geçen insana hiçbir şey söylemeden,onlardan hiç para istemeden babamlara yöneliyor.ilaç almak için para istiyor ve babamda çıkartıp veriyor normal bir şekilde.babam acaba dilencide bize ayak mı yaptı diye yürüyüp giden yaşlı adamın arkasından dönüp bakıyor 10 saniye sonra...adam yok.dümdüz yolda adam yok bildiğiniz.şaşkına dönen annem ve babam olaya dini yönden bakıp bize söz etmiyorlar bu olaydan.ardından annem cami avlusunda tanıştığı kadına "buralarda benzer türbe,cami var mı bilmiyoruz da" diyor,kadın anlattıktan sonra arabamıza binip bahsettiği yere yöneliyoruz.4 dk sonra vardığımız türbeye ilk giren kişi ben oluyorum ve ne göreyim bize yeri anlatan kadın içeride oturmuş tesbih çekiyor.görür görmez dışarı çıkan ben donuk suratımla annemlere bakıyorum annemden gelen "noldu deer?" sorusuna "kadın iç-içerde anne" dediğimde şoklara giriyoruz.(az önce ki lokasyonumuzla burasının arası dümdüz bir yol ve 500 metre,arabayla giden bizi geçmesinin ihtimali yok) selamını verip içeri giren annem kadına eşlik ediyor ve işleri bittikten sonra çıkan annem ve kadın arasında yine "nereye gidebilirz? gezilecek neresi var?" muhabbeti geçiyor.yeni lokasyonumuzu öğrendikten sonra kadına bizimle gelin arabamız var teklifimizi yapıp arabaya doğru yöneliyoruz(kadın ışınlanıyor zaten neden bindirdiysek arabaya...).arabaya doğru ilerlerken bize doğru yürüyen beyaz sakallı derviş giyinimli bir amcadan kadına gelen sözleri aynen aktarıyorum sizlere."kardeş biz hissederiz,al bu senin yanında dursun" diyerek dua yazılı bir kağıt uzatıp uzaklaşıyor bu dayı (babam,ben,ablam şoklardayız annem gülümsüyor.kadın duayı annneme veriyor).arabaya bindikten sonra yeni lokasyonumuz olan camiye gidiyoruz fakat kapalı oluyor biraz bekledikten sonra açtıramayınca dağılalım derken kadını evine bırakıyoruz.yol üstüne "gelin bir çay için" ikramını acelemiz olduğu için başka bir zamana erteliyoruz ve evimize dönerken tüm yol bu olayı konuşuyoruz.

kavuşmak

hallumzade
uzun süre başka bir yerde bulunan, özlemi çekilen, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onunla yeniden görüşmek.
Bir nevi nefesinizi suyun altında uzun süre tutup, bir anda aldığınız andır. kavuşmak, mücadeledir. hayali bile yaşam enerjisi verir.

çok güçlü osurunca baş dönmesi yaşamak

tuli
şaka değil ciddili başlık. vücut iç basıncı aniden düşünce homeostasi bozulur. bunun sebebi gaz derişimindeki ayarsız azalmadır. bir anda havası kaçmış balona döner insan. ilk önce sindirim sistemi etkilenir bundan. (özellikle son "halkası") daha sonra metan gazı azalan bağırsak aniden tüm suyu çeker ve kana iletir. kanda hızla yükselen su kanın yoğunluğunu azaltır bu da tansiyona sebep olur. bu yüzden kalp kanı belli bir hızın altında pompalamaya karar verir ve damar basıncını sabit tutmaya çalışır. bu sırada beyin daha az kanlandığından dolayı akut olarak duyu ve denge kaybı yaşar.

bu durumun bilimsel ismi ise flatulans-pırttır.

yani "pırtlamak" dilimize latinceden geçmiştir.

alevi bektaşi nefesleri

soslupirana
Aklımızın bir köşesinde yer edinmiş alevi bektaşi nefeslerini topladığımız başlıktır.

Pazarlık edelim alim seninle
İki cihan senin olsun, Sen benim
Hayrını gör imanınla dininle
Hatm-i kuran senin olsun, sen benim

Keselim sırat'ı kazana çöksün
Olanca katranı çamura döksün
Beraber gülelim, cehennem korksun
Sırat mizan senin olsun, sen benim

Ayıp değil midir adem'e mihnet?
Başına çalınsın hurili cennet
Dostluk pazarında olma muhannet
Huri gılman senin olsun, sen benim

Akarsu'yu şöyle vereyim dursun
Senin aşkın onu yaksın kavursun
Anladım ali'sin, canansın nursun
Kamber selman senin olsun, sen benim

kim izliyor bunları dedirten diziler

kafam bir milyon
vizyonda olan neredeyse tüm dizilerdir.
erkenci kuş.. evet her sene buna benzer iki üç dizi çıkıyor zaten.
kızım.. evet biraz ağlak bir dizi hüzünlendiriyor tamam ama küçücük kızın yaptığı şeyler konuşması falan, cık yapmacık.
istanbullu gelin.. bu nedir allasen. saçmasapan senaryolar yakışmayan iki oyuncu. aslı enver ve özcan deniz nedir yahu. özcan deniz..ok.
vallahi gözümde canlanan ama ismini bilemediğim bir sürü dizi var daha. hepsi boş beleş gerçekten.

dünyayı kurtarırken uyuyakalmak

kafam bir milyon
bomboşluğun simgesi.
evet. yatağımda yatıyordum ve sebepsizce duvarları izliyordum. hayalimde dünyayı kurtarıyorum falan ve birden uyuyakaldım. bu düşünceye rüyayla devam ettim. bu kadar bomboşluğumdan nasıl kurtulabilirim bilmiyorum sevgili yazarlar. keşke düşünecek bir sevgilim, sevdiğim olsaydı. aga yaaaaağ.

kilo vermek

kafam bir milyon
bir türlü beceremediğim eylem. dünyanın en zor işi. 15 yaşımdan beri kilo vermeye çalışıyorum vallahi billahi. kilo vereceğim diye 4 senede 10 kilo aldım. daha hala alıyorum. yeyip yeyip kilo almayan insanlara çok özeniyorum. durduk yere yine morallerim bozuldu ya. nutella getirin kaşıklayacağım.

zayn malik

kafam bir milyon
one direction'un eski üyesi. eskiden müslüman idi kendisi. artık değilmiş. açıklaması ise şöyle:
''Belirli bir yemeği belirli bir şekilde kutsayarak yemek veya günde beş defa aynı dilde dua etmek gerektiğine inanmıyorum. Yalnızca, iyi bir insansanız her şeyin sizin için iyi gideceğine inanıyorum"

buna sagopa kajmer kadar üzülemem. yazık etmiş. geç.

kaliteli yalnızlık

kafam bir milyon
bir seçimdir.
bunu yaşayabilen insanlar var harbiden. yıkık değil. kimseyle geçinemiyor değil. asosyal hiç değil. sadece ne istediğini bilen, zamanını yalnızca istediği insanla harcayan net insan. kendini tanıyan, arzularına göre hayatını yönlendiren kişi.
hayranım böyle insanlara.

çomü sözlük

kafam bir milyon
Girenlerin gerçekten sözlük zannettiği, bombok moderatör ekibi barındıran sözde sözlük. Hepsinin ciğerini biliyorum. Bu kadar saçmasapan fikirler içeren yıkık bir site olamaz. En son Duvar'da afişleri falan yırtmışlar amk Kekoları. Ne yaparlarsa yapsınlar 18martsözlük'ün gerisinde kalacaktır. Neyse. Geç.

ağlayan kadın

kafam bir milyon
silahını çekmiş kadındır.

"bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. kadınlar her şeye
ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... en az erkekler kadar
yani! ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. eğer bir kadın yürekten
ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. ama o yüreğin
değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker
batırır iğnelerini yüreğe! işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur
boğazına kadının. yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını
çok acıtır. gözleri buğulanır kadının sonra. ağlamayacağım, der
içinden. ama engel olamaz işte. çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve
iğneler saplamaktadır.. bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. ince
ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur
seli... ve kadın ağlar; hem de çok! sanmayın ki gidene ağlar kadın!
gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. o
yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir
kadın; o yüzden ağlar. ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.
her damla, daha çok kadın yapar kadınları. her damla bir derstir
çünkü. bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki,
değmez onun için derler. bilmediklerindendir böyle demeleri. çünkü
yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. içlerindeki zehirdir onları
öldüren! ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler
yaralarındaki! çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür
yaraları. dönüşmemesi lazımdır oysa. o yüzden de bolca ağlarlar. zaman
geçer sonra. kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. umarım
öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. sapan ruhların doğru
yolu bulması da yeni acılar demektir. bunu bilir kadınlar, o yüzden
eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... çok ağlayan kadınlar,
bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. her damla olgunlaştırır
kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği
onların gözünde küçülür. küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman
kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. güçlü,
yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan... insanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu
kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. çünkü
inançlarını yitirdi o kadınlar.zamanında yüreklerine o kadar çok iğne
saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! artık kendilerinden başka bir
doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. çünkü
biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir
zaman! hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. e o zaman niye
sarılsınlar ki! niye sarılalım ki! etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın
varsa bilin ki olgunlaşıyordur. bilin ki, gerçekleri kabul etmeye
başlamıştır. bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. bilin ki,
sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. o da kim, ne diye sormayın artık. çok
ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü.."

yılmaz erdoğan.

asgari ücret

kafam bir milyon
miktarının devlet tarafından belirlendiği ülkede çalışan kişilere verilecek ücretin en alt sınırı. sanırım 2019'da 2bin tl'nin üzerine çıkacakmış. kanımca yine azdır. bekar olan biri için hadi neyse de, evli olan adam nasıl geçinsin bu miktarla allasen. resmen ve resmen sadece ekmek parası bu.

yazarlardan fıkralar

hallumzade
yazarın daha çok güncel olaylar üzerine görüşlerini, düşüncelerini güzel bir üslupla, kanıtlama amacı gütmeden ve fazla derinliğe kaçmadan anlattığı küçük fikir yazısıdır.

fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. birden yağmur bastırır. hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. bu sırada hepsinin dikkati odada yanmakta olan soba üzerinde toplanır. soba yerden 1 m. kadar yukarıda, altındaki dizili taşların üzerindedir. sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.
-kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış".
-fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş".
-jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış".
-matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış".
-antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş".
bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarıda olmasının nedenini sorarlar.
- adam cevap verir:
- "boru yetmedi."

yazarlardan fıkralar

tuli
adamın biri kalbi çok hızlı atıyor diye doktora gidip muayene olmuş. doktora da bir problem göremeyince "atmaması lazım :(" demiş. hasta adam birden yerinden doğrulup çıkmış gitmiş muayenehaneden.

aradan bir hafta geçmiş adam tekrar gitmiş doktora, doktor adamı tekrar muayene etmiş ve hiç bir şeyi olmadığını görüp şaşırmış, adam da " doktor bey at maması lazım demiştiniz , at maması yedim kalbimdeki sorun bitti gitti" demiş.

doktor şaşırmış "bitmemesi lazım" demiş, adam sinirlenmiş,
"ulan at mamasını zor buldum bit memesini nerden bulayım aq !"

18 mart sözlük film zirvesi

soslupirana
21 kasım'ı da atlattıktan sonra çalışmalara başlayabiliriz artık. Öncelikle neyi nerede ne zaman izleyeceğimize karar vermemiz gerekiyor. Bunun için de ilgililerin dm kutuma ufacık bir dönüt yapmalarını rica ediyorum. Sonrasında hep birlikte organizasyonu netleştirecek ve burayı nurlandıracağız.
Hadi bakalım aşırı sosyal çocuklar göreyim sizi.

prison break

kafam bir milyon
aşırı sürükleyici hapishaneden kaçış dizisi. ılk sezonu izlediğim zamanı hatırlıyorum neredeyse her bölümde 'heh şimdi kaçacaklar' diyordum ve bu böyle 22 bölüm sürüyordu. her bölümde ayrı geriliyordum, inanın efsane bir dizi. 2.sezon sarmaz nasılsa kaçtılar artık diyordum ama anladım ki kaçtıktan sonra asıl macera başlıyor. ve bu böyle böyle 5 sezon sürüyor. ben 4 sezon izledim. her sezonu ayrı güzel. canım prison break.

ders çalışamamak

soslupirana
Vize ve final dönemlerinde biz mekteplilerin, ders çalışma gerekliliğini yerine getirememe durumudur.

Sabah planlanan bir saatte uyanılır. Zaten masada çalışmayacağını bilen mekteplimiss, ilk iş olarak yatağını toplar. Yatağın üzerini farklı Büyüklük ve renkte olan yastıklarla donatır. Farklı renk tonlarına sahip kalem, kağıt ve ders kitaplarıyla, yatakta ders çalışma ortamını ayarladıktan sonra tam Yatağın ortasına zıplayacak ki, Aklına tuvalete gitmesi gerektiği gelir. Bu arada karnı da acıkmıştır tabii. Önce hangisini halledeyim diye düşünüp dururken birden en yakın kankisi Burçik mesaj atar.
-Kanki tavla mı atsak hem hava da güzel dolanırız da.
-ama kankicim kitabı bitirmedim ben
-olsun ya akşam okursun. Ben de öyle yapacağım zaten
-tamam 2 saat sonra merkezde olurum
-(görüldü)

Tüm gün saçma sapan yerlerde dolanıp, sırf eve dönüp ders Çalışma korkusuyla karşılaşmamak için akıllarına gelen her türlü aylaklığı yapan bu gençlerimiz akşamın ilerleyen saatlerinde boynu bükük iki tilki misali kürkçü dükkânlarına doğru yol alırlar. Yolda Küçük tilkimizin Aklına yine bir fikir gelir.
-kanki yaa Geçenlerde bir filme denk geldim ama tek başıma da izlemek istemedim zaten iki saat falan acaba diyorum beraber film mi izlesek?
-ne filmi
-komedi korku karışık ben de Bilmiyorum. Hem başka da Bakarız sevmezsek
-bilemedim ki şimdi. Sınavlar da var Çalışmadık da hiç
-aman bee! ne olcak. En fazla kalırız.

Böyle uzayıp giden bir sohbet ile yolculuklarını bitirip eve ulaşan kahramanlarımız, izlerken bari ağzımız boş durmasın diyerekten evin yan tarafında bulunan marketi de talan ettikten sonra ahan da şimdi filmi açıp izlemeye koyulmaktadırlar. Muhtemelen önümüzdeki birkaç günlük sınav maceralarını bu gibi yollarla geçirmeye çalışacak, Arkadaşlarına da "biz çalışmadan da geçebiliyoruz hehehe" gibi kendilerinin bile inanmadığı cümlelerden kuracaklardır.

Tanrı ıslah etsin. Amen...

özel sektör

hallumzade
iş saatlerinin ve çalışma koşullarının adaletsiz olduğu sektördür. açlıktan ölmeme garantisini, can sıkıntısından ölme garantisiyle aldığımız bu dünya batsın şeklinde isyan ettirendir. kpss'ye olan yığılmanın ana nedenidir. genellikle sosyal haklarda kısıtlamalar yaşanır. Resmi tatiller olabildiğince kısadır ve bazen resmi tatillerde dahi çalışırsınız. kendinizi kanıtladıkça yöneticinizin sizden daha fazlasını istemesi sonucu anlık ''ben neden yaşıyorum'' düşüncesi ile boğuşursunuz. ara sıra isyan edilse de iyi ki çalışıyorum diyerek kendi kendinizi motive eder yolunuza devam edersiniz.