confessions

admin

Admin  · 27 Mayıs 2018 Pazar

  1. toplam giri 23
  2. takipçi 3
  3. puan 437

düğün

freudunyancisi
Gereksiz bir evliliğe hoş geldik ritüelidir. masraflar, yorgunluk, sevilmeyen akrabalar, garip müzikler... aman tınrım düşman başına. Ha sevenler varsa orasını bilemem ama benim çevremde olan yankilerim hep sonrasında büyük pişmanlık yaşadılar. Onca parayı aydın enişte ve ayten teyzenin göbek şovları için dökmek zoruna gider insanın tabii. Sonra da neden ertesi hafta balayına gidilmiyor? Nahanda bundan o kekler pastalar öpücükle mi alındı sanıyorsun. yapmayın lan düğün, acıyın birbirinize. O, bu ne der diye yaşanır mı? ha söyle emmim.

konkordato

hallumzade
Dolar kurundaki hızlı artış, bazı şirketleri ödeme zorluğuna soktu. borçların yeniden yapılandırılması suretiyle iflasa tabi borçluların mali durumunun düzeltilerek iflastan kurtulmasını, diğer borçluların ise mali durumunun düzeltilmesini amaçlayan, alacaklıların da belirli bir tenzilatla veya vadede alacağına kavuşmasını sağlayan ve mahkemenin tasdikiyle taraflar açısından bağlayıcı hale gelen bir anlaşma olarak tanımlanır.
Şu sıralar haberlerde sıkça duyduğumuz bir terim. Şirketlerin iflastan korunmak için başvurduğu konkordatonun şimdiye kadar ki toplam tutarı 15 milyar lirayı geçti.Konkordato ilan eden şirketlerin diğer şirket ve kişilere borçlarıyla birlikte toplamının 30 milyar lirayı bulduğu tespit edilmekte. peki Mali krizdeki şirketlere konkordato çare olur mu?
İflas erteleme sadece sermaye şirketleri ve kooperatifler içindir. konkordatonun başarılı olduğu anlaşılırsa, bir yıllık (altı ay daha uzatılabilir) kesin mühlet verilir. Kesin mühlet içinde borçlu aleyhine vergi, harç, SGK pirimi gibi ne kamu ne de özel kişi alacakları için bir takip yapılabilir. Hatta başlamış takipler dahi durur, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları uygulanamaz. Zaman aşımı ve hak düşürücü süreler dahi işlemez. Sadece son bir yıla ait işçi alacakları, nafaka alacakları için haciz yapabilirler. Mahkemenin kesin mühlet vermeden önce vereceği 3 aylık geçici mühlet (en fazla iki ay daha uzatılabilir) için de borçluya aynı koruma sağlanır. Şirketin rehinli alacaklısı varsa; Rehinle teminat altına alınmış alacaklar için icra takibine bir engel yoktur, önceden başlatılmış takiplere de devam edilebilir. Sadece takip sonrası rehinli eşyanın satılması yasaklanmıştır. Sorabilirsiniz, ticarette kim sattığı mallara ve hizmetler karşılığı alacağı için alıcıdan rehinli teminat alıyor ki? örneğin 10 ton buğday satıp alacağı için alıcının arsası üzerine kim ipotek koyuyor? Her alacak için rehin kurulsa ticaret işlemez. Ama bankalar her verdikleri ticari kredi için genellikle ipotek aldıklarından, işte rehinli alacaklar için öngörülmüş bu kolaylıktan sadece ipotek alacaklısı bankalar yararlanacaklardır. mahkeme gerekli görürse konkordato ilan eden şirketi komiser yönetebilir. Bu bence daha uygun olur, çünkü konkordato komiseri alacaklıların kontrolünde görev yapacaktır.

legolas gimli aragorn kapışması

deer
gimli fanboyuyum ama bu savaşın galibi ne gimlidir nede ibne legolas.heyheeeeeeey sözlük yazarları bu ne gaflet,bu ne cahillik siz bilmez misiniz aragorn isimli çeriyi?legolasın oku her derde deva demişsin eeey tuli söyle bana legolas adam mıdır önce?aragorn gibi teknik,zeka,güç 3'lüsünün bulunduğu bir alfa yiğidi bu 2 kendini bilmez ile karşılaştırmak seviyesizliktir(!).

https://i.gifer.com/5v4.gif

admin

freudunyancisi
18 mart sözlük'ün biricik kurucusu, yöneticisidir. O yeni nesil ssg'dir. Ben ise kanzuk...
İtiraf ediyorum koltuğunda gözüm var admin. büyüyünce benim olacak!! vurucam Kırbacı...

-genç freud

10 kasım

anoktask
Geldi işte yine... Sıkıntısı birkaç gün öncesinden çöküyor insanın içine. 80 yıl olmuş yiğidim aslanım öleli. 80 senedir yetim ülkem. Canım Atatürk, yıllar önce ışığa uzanan o yolu açmasaydın ne olurdu halimiz bilmem. Belki bir başkası açardı, belki yıllar sonra elbet o bataklıktan çıkardık. Biz Türk'üz, asla yenilmeyiz; yenilsek de küllerimizden yeniden doğarız, bilirsin. Ancak bu aziz kurtuluşun çok mükemmel bir detayı var: Sen. Neydi çıkarın? Öyle ya, sorguluyor işte insan. Biz gençler saf güvenin olduğu çıkarsız bir dünyaya açmadık gözümüzü. Bu dünyada herkes kendi derdindeydi biz doğduğumuzda, büyüyoruz ve çıkarlar, kalpazanlıklar, iğrençlikler de büyüyor. Hiç değişmeyen, kirlenmeyen, bozulmaya yüz dahi tutmadan ve sönmeden kalan tek şey senin ışığın. Nasıl yaptın bunca şeyi? Tüm dünyaya kafa tutmuşsun be adam! Herkes vazgeçerken seni yolundan koymayan, bu kadar güven veren neydi sana? Nasıl da yiğitçe savaşmışsın cephede düşmanla, masada cehaletle. Kimseden korkmamışsın. Nasıl olur! Halkın içine girip herkesin derdini kendi ağzından dinlermişsin. Sanat galerilerine, spor müsabakalarına gidermişsin. Ah bir de o mükemmel müzik zevkin... Öyle şık giyinirmişsin ki asaletin siyah beyaz fotoğraflardan bile parlıyor. Yahu sen cumhurbaşkanısın herkesin içinde zeybek oynarmışsın! "Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir" demişsin bir de. O dönemde bile nasıl bu kadar kültürlü, öngörülü, ilerici olabildin? Bunları yazarken, ölümünden tam 80 yıl sonra bile seni anarken nasıl dolabiliyor hala gözlerim? Ha bir de tüm ümidinin bizde olduğunu söylemişsin. Merak etme. Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğimize and içtik. Öyle laf olsun diye değil, bilesin. Böylesine mükemmel bir lider bize güvenip bunları söylüyorsa vardır bir bildiği. Yolun yolumuzdur. Sonsuz sevgi ve saygı ile.

uzak mesafe ilişkisi

hallumzade
görmeden sevmeyi, dokunmadan hissetmeyi öğreten durum. makamları yüksek olur sıradan aşklardan. Gerçekten gönül koyulmuşsa mesafelerin anlamını yitirdiği andır. Ona olan sevginizin gücü ile adeta yanınızda gibi hissedersiniz. Kolay kolay tartışmazsınız, kavga edip küsmezsiniz. Emek etmenin en güzel halidir. Bu nedenle kutsaldır o aşk. Kavuşması hayali cennetle eş değerdir. Mesafelere dayanma gücü aynı zamanda hayatla dimdik mücadele etmenizi sağlar. Yıkılmazsınız çünkü sevdiğinizi bekliyorsunuzdur. O gelince dünyadaki bütün kötü yorucu günlerin biteceğini bilirsiniz. Dayanması her ne kadar zor olsa da ilşkinin temeli kıymet bilerek oturur. Sevdiğini bekleyenlerin en kısa zamanda kavuşması dileğiyle..

hayatınızın en garip günü

deer
06.11. 2018 olarak hafızama düşmüş olan gün. Her şey saat 15.00 da uyanmamla başlamıştı dün gece uyuya kaldığımı yatağımda duran laptopumdan anlıyordum.okuldan yurda dönen x arkadaşıma "gelirken bana kahvaltılık birşeyler al" diyip yatağıma dönmüştüm. Kahvaltımı ettikten sonra odama gelen x arkadaşımla yeni kordonda çay içme fikri geldi aklımıza.güneşi çaylarımızı yudumlarken izlemenin keyfine varıyorduk ki örümcek hislerim etrafta bir bokluk olduğunu hissettirmişti bana. Sağımda kalan sahilde spor aletlerine güzel giyimli bir çocuk gelmiş pantolon giymiş haliyle spor yapıyordu,bana doğru yaklaşan çift ani bir dönüşle geriye sapmış ve bankta oturan kızlar elleriyle "şöyle geçin tarzı" hareketler yapmıştı.olayları umursamayıp x kişisiyle boş muhabbete devam ederken az önceki çift bağırışmaya, lavuk kızın kolundan tutmaya başlamıştı.örümcek sinyallerim aklımda çoktan "haydarinna" müziğini çalmaya başlamıştı bile. Kavga olduğunu anlayan x kişisi(angaralı) "noluyoh amuğagoyim" tepkisiyle masadan kalkmış çifte doğru koşarak yaklaşmıştık.bizim yanımızdan kalkan bir diğer kişi koşarak lavuğa sarılmış çifti ayırmıştı, bize kalan görev sıkıntı çıkarsa lavuğa dalmaktı sadece.şoktaydık aslında çünkü döveceğimiz adam "ailen seni red ettiğinde bile ben sahip çıktım sana, senin için herşeyi yaptım neden beni yarı yolda bırakıyorsun" dediğinde gözlerim kıza bakmış bu konuda içi yanan birisi olarak kızdan bir açıklama beklemiştim. 2dakika geçti ve yanımıza kel, 1.60 boylarında, hafif çiyan bir abi yaklaştı "eheeheheh sosyal deneyyyy" gibi bir zıplamayla suratıma doğrultulan kameraya 3 numaralı "ne?" bakışımı atmıştım bile.x kişisiyle söve söve çaylarımızın başına döndük(sinirliydi çayının soğumasından mı, sosyal deneyden mi bilemedim). Sosyal deney ekibinin kafeye gelip herkesten rahatsızlık için özür dileyip bizim masaya bakmaması bile dayak yemeleri için bir sebepti belkide ama biz hesabı ödeyip kalktık sinirlenmemek için(suç kel olanda). Bankadan para çekelim madem diyip atatürk'e geri dönmüş yürüyorduk. Bankalara varmadan solumuzda duran a101den 20 yaşlarında birisi koşmaya başladı elinde poşetle, x'e dönüp "lavuk ne garip koşuyo lan" demiştim kiiii yandan annesi(ablasıda olabilir) "y buraya gel nereye gidiyosun yyyyyyyy" diye bağırmaya başladı(noluyoruz bugün çanakkalem kumpas mı var bana?). Y kişisi 45,50 metre koştuktan sonra dayanamadım(5 saniye falan) ablaya döndüm ve "yakalayalım mı abla?" dedim. Gelen cevaptan sonra okadar hızlı koştum ki y kişisinin başına bir şey gelme riski beni aşırı korkutmuştu(y kişisi down sendromlu bir gençti). 3 sokak boyunca kovaladım ara sokaklarda kaybedip tekrardan buldum y kişisini.x arkadaşım gerimde kalmış ve y'yi yakaladığım ara sokağa 5 saniye falan geç gelmişti. X arkadaşım gelir gelmez çocuğa "sakin ol kankacım sen sakin ol nereye gidiyosun böyle aman aman sen" gibi sakinleştirici sözler söylemeye başlamıştı(at'mı evcilleştiriyon napıyon acaba?). Y arkadaşımızı kollarından tutup annesine(ablasıda olabilir) geri getirmiş ve çanakkalenin superherosu olarak yine bir görevi başarıyla tamamlamıştım. Garip bir gündü ama güzeldi sözlük.

Edit:imla

starbucks

hallumzade
moby dick'ten ilham alınan adı, eski kahve tüccarlarının denizcilik geleneği ve açık denize olan aşklarından gelmektedir. starbucks'ın en pahalı kahvesi 94 dolardır, yani ortalama 500 liradır. business ınsider'ın muhabirlerinden jacob shamsian 7 litrelik bir pumpkin spice latte hazırlatmış. içinde 101 shot kahve varmış. o kadar çok kahve olunca fiyat da tabii çılgıncasına artmış. kim içti o 7 litreyi, nolur söyleyin. fiyatları genellikle ortalama üzerinde seyretsede türkiye'de bir mekana gidip sorgusuz sualsiz, satın alma yapmadan oturma rahatlığı starbucks ile birlikte geldi diyebiliriz. dünya genelinde günlük olarak toplamda 2.3 milyon kağıt bardak kullanılıyor. deneyimleyebileceğiniz 80.000'den fazla alternatifi vardır.canım biraz soya sütü, yok yok kokonat sütü, lütfen üç espressolu olsun derken 80.000 çeşidi nasıl buldunuz diye sormadan edemiyoruz. içeride oturmaktan çok gideceğimiz yere kahvemizi almak için güzel bir alternatif yaratıyor.

annenin yaşlanması

anoktask
Durup düşününce insanın yüreğine ağırlık çöktüren durum. Bakıyorum da eskiden aynı şeyleri giyerdik, şimdi anneme uzun geliyor benim kıyafetlerim. Küçülüyor yaşlandıkça. İki gözümün çiçeği...

türkiyede kadın olmak

kafam bir milyon
kadının kendisiyle, mesleğiyle değil doğurganlığıyla ön plana çıkması gerektiği düşüncesiyle yaşamak zorunda kalmaktır.
istediği şekilde giyinmemesi gerektiğini savunan barzolarla aynı havayı solumak zorunda kalmaktır.
canının istediği saatte dolaşamaz düşüncesine hapsolmaktır.
her an taciz/tecavüz edilme korkusuyla yaşamaktır.
dolmuşta suratına tekme yemektir.
sırf kadın olduğun için bin bir hakarete uğramaktır.
namus yükünü taşımaktır.
kısaca özgür olamamaktır.
gerçekten zordur türkiye'de kadın olmak.
3.5 yaşında bir kız çocuğu olmak bile çok zor bu ülkede.

1 saat neden 60 dakika

kafam bir milyon
1 saat 60 dakika, 1 dakika 60 saniyedir. babiller matematik dehalarıydı. açıları, denklemleri, kesirleri ve dereceleri kullanan ilk kişilerdi. 10 tabanlı sayı sistemi yerine 60 tabanlı seksagesimal sistemi kullanıyorlardı. 60 tabanlı sistemin tercih edilmesinin sebebi çok fazla böleninin olmasıdır. (1,2,3,4,5,6,10,12,15,20,30 sayılarına bölünebildiği için 10'dan daha esnek bir sayıdır.)

kaliforniya sendromu

kafam bir milyon
bir kişinin kendini evrenin merkezi haline getirmesi ve kendinden başka kimseyi önemsemeyecek duruma gelmesi. bu kişilerde iyi ve kötü algoritması değişerek kendisine iyi gelen kötü şeyleri iyi kabul edecek hale gelmekte. zamanla birey değer erozyonuna uğrar ve bir süre sonra da insanı insan yapan değerlerin tümünü kaybeder.

kitap okumak

kafam bir milyon
t: kitap okumak kitap okumaktır.

İngiltere'deki bir araştırmaya göre akşam eve gelince 6 dakika bile kitap okusanız stres seviyeniz %68e kadar düşebiliyormuş. 10 dakikalık bir kitap okuma neredeyse bir antidepresan etkisi göstermekte.

annenin yaşlanması

kafam bir milyon
görüntü olarak olsun, huyları davranışları olsun annenin yaşlandığını görmek aşırı üzüyor. eskiden yapabildiği şeyleri şimdi yapamaması, gözlerinin etrafındaki çizgilerin iyice belirginleşmesi gibi şeyleri görmek insanı çok kötü hissettiriyor gerçekten. istemiyorum.

kütüphanede ders çalışmak

kafam bir milyon
hiç beceremediğim olaydır. insanlar saatler boyunca oturup ders çalışıyor hayret ediyorum. ben max 1 2 saat belki kalabilirim. onun dışında hiç bana göre değil kütüphanede ders çalışmak.
sessiz olmak zorundasın. bir şeyler yeyip içemiyorsun bi kere. yarım saate bir sigara için aşağı inmen gerekiyor. sandalyede öylece oturmak zorundasın. ayak uzatamıyorsun yatarak çalışamıyorsun. ve müzik dinlemek için illa kulaklık takman lazım.
vallahi hayret ediyorum saatlerce oturup çalışanlara. hepsini teker teker tebrik ediyorum buradan. hele sabahlayanlar, onlar üst seviye zaten.

ruh halinizi anlatan şiirler

kafam bir milyon
"günün aydın, akşamın iyi olsun" diyen biri olmalı.
bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.
yoksa, zor değil, hiç zor değil,
demli çayı bardakta karıştırıp,
bir başına yudumlamak doyasıya.

ama "çay'a kaç şeker alırsın?"
diye soran bir ses olmalı ya ara sıra.

can yücel.

kim izliyor bunları dedirten diziler

kafam bir milyon
vizyonda olan neredeyse tüm dizilerdir.
erkenci kuş.. evet her sene buna benzer iki üç dizi çıkıyor zaten.
kızım.. evet biraz ağlak bir dizi hüzünlendiriyor tamam ama küçücük kızın yaptığı şeyler konuşması falan, cık yapmacık.
istanbullu gelin.. bu nedir allasen. saçmasapan senaryolar yakışmayan iki oyuncu. aslı enver ve özcan deniz nedir yahu. özcan deniz..ok.
vallahi gözümde canlanan ama ismini bilemediğim bir sürü dizi var daha. hepsi boş beleş gerçekten.

yin yang

kafam bir milyon
çin felsefesine göre doğada bulunan her şeyin bir zıddı var. bu zıtlar yin ve yang. her ikisi de bir arada bulunur ve bu iki zıt güç olmadan hareket de mümkün değildir. evrende bulunan her şey zıddıyla var olabilir.

kitap fiyatlarının çok pahalı olması

yalnizligi sek icen dayi
insanların beslenme, barınma, korunma, sağlıklı yaşam gibi temel ihtiyaçları vardır. sağlıklı bir yaşam demek sadece fiziksel olarak sağlıklı görünmek değildir aynı zamanda ruhsal olarak da sağlıklı olma durumudur. sinema, tiyatroya gitmek, kitap okumak, arkadaşla bir basketbol maçına gitmek gibi aktiviteler insanların ruhsallığını besleyen eylemlerdir. ne yazık ki ülkemizde bu tarz şeyler ihtiyaçtan çok bir lüks olarak görünmektedir. o kadar fahiş fiyatlar biçilmektedir ki bir kitap alabilmek için yiyecek, giysi gibi diğer temel ihtiyaçlarımızı kısıtlamak zorunda kalıyoruz.
şimdi gelelim zaten yüksek olan bu kitap fiyatlarının son bir yıl içerisinde neden yüzde 30-40 gibi bir artış gösterdiğine. doların bu kadar yükselmesi bu sektörü de sekteye uğratmıştır. eğer bağlantı kuramamışsanız size kağıtları nasıl temin ettiğimizi sormak isterim. evet ormanlarımızla övündüğümüz ülkemizde kağıt yapamıyor(daha doğrusu fabrikaları kapatıyoruz) ve dışarıdan dolar ile almak zorunda kalıyoruz.
geçenlerde başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. halamın kırtasiyesine bakarken kadının biri çocuğuna test kitabı almak için geldi. 2-3 tane kitap seçtikten sonra fiyatlarını sordu ve en ucuzu 30 lirayken almaktan vazgeçti. ben araştırmaya devam edeyim 15 lira falan bekliyordum diyerek kırtasiyeden çıktı. insanları dış görünüşüne göre yargılamayı sevmem ama tesettürlü bir kadındı ve kime oy verdiği apaçık ortadaydı. inanın gram üzülmedim. hatta sinirlendim. düşünmeyen insanlar yüzünden benim hayatımın etkilenmesine üzüldüm.
en son ne zaman kitap aldım unuttum. ya arkadaşlarımdan ya da kütüphaneden geçinir oldum. okuduğum her kitap kitaplığımda olsun isterdim bu huyumdan vazgeçmek zor oldu ama gerekli olan buydu.
t:ülkemizin acı gerçeğidir.

sabahlamadan üniversite bitirmek

tuli
İmkansız sözcüğünün karşılığıdır. Aynı güne 3 sınavınız denk gelmediyse ve bunun stresine girmediyseniz durum başka tabi. "Köpek gibi eğlenelim de itlik serserilik edelim." diyorsanız da Şirinleri görebilmekten daha küçük bir ihtimaldir. Eğer yeterince kötü bir çocuksanız sabahın beşinde jokerden kovulduğunuz anda şirinleri görebilirsiniz...

"Usta şirin ??? Aa polismiş..."

freudunyancisi

freudunyancisi
Azmış dediğin insana dön de bir bak derim ben. O artık bir gammaz. 18 mart sözlük kurallarına uygun olmayan başlık ve giriler anında jurnallenecek, formata uygun olmayanlar silinecektir. Artık hepinizin korkulu rüyasıyım. Korkun bendeeen.

grup seks tarikatı

soslupirana
2017 yılının nisan ayında bir grup aylak tarafından proje haline getirilen. Aynı yılın haziran ayında ilk yönetim kurulu toplantısı gerçekleştirilip ufak bir ayinle son bulan ve mecburi olarak amellerini yer altında gerçekleştirmek zorunda kalan dini tarikattır.

Tarikatın yönetici kadrosunu iki cadaloz, bir fahiş, bir ayin işlerinden sorumlu bakan, bir sponsor bulucu, din işlerinden sorumlu üç cinsiyetli iki melek ve medyadan sorumlu bir misyoner oluşturmaktadır.

Tarikatın misyonu: ayin gecesinde çektiğin ve çektirdiğin acı kadar dünyadan kötülük silinecek, hissettiğin ve hissettirdiğin haz kadar dünyaya iyilik yayılacak.
Tarikatın vizyonu: yeni bir dünya düzeni.

3 ayda bir yapılan ayin gecesine, müritler özel eğitim görmüş seks koçları ile hazırlanır, O kutlu gecede kurban rolünün kendilerine verilmesi için hallelujah orucu tutarlar. Kurban rolüne seçilen kişi, ayin gecesinde diğer müritlerin dirty dance gösterisi eşliğinde sayısız kutsal birleşmeye layık görülür ve bedenini o gece herkes için kurban eder. Diğer müritler ise denk geldikleri gruplar ile birleşme partisine devam eder. Sabahın ilk ışıklarına kadar tarikat resmi şarkısıyla zikir çeken müritler, Ayin gecesine (kurbanın 7 kıtadan getirilen suyla yıkanıp uzun Yeşil bir elbise giydirilerek ömrünün geri kalanı için seksten uzak kalma yemini etmesi) son verir.

Tarikata üye olmak için gerekenler:

4 adet nü fotoğraf
Adli sicil kaydı
Aile hekimi onaylı, nefes alabiliyorum belgesi
Mit onaylı, sosyal medya dokümanı
Ziraat bankası onaylı, bağış dekontu
Referanslar(torpil)

Mülakata hak kazanan üye adaylarının tarikat resmi şarkısını ezberlemeleri mecburidir.

Tarikat resmi şarkısı:

taşı toprağı altın şehir

ruhiyemucerret

levent kırca'nın canlandırdığı karakterin traktör parası biriktirebilmek için köyden ailesi ile birlikte istanbul'a gelip aile bireylerini birer birer istanbul'un taşında toprağında kaybedişini konu alan filmdir.

uygarlık adı altında toplumsal değişmenin ne boyutta olduğunu uç tipler ile işler. adam kayırma, rüşvet,istanbul'un kuyruk sorunsalı ve para kazanmanın meşruiyetinin kimlere göre nasıl biçimlendiği ile ilgili tatlı dokundurmaları da nokta atışıdır.

gagoz

kafam bir milyon
Değişik bir gazoz markası.

İsmi olsun, tombul tasarımı olsun, üzerindeki 'dışındakiler' yazısıyla fazlasıyla dikkat çekmiştir.
Çevremdeki çoğu kişi sevememişti. Bence Tadı fena değil, bana biraz şekerli gelmiş olsa da.

Reklamı ise aklıma paradontax reklamını getirip biraz iğrendirir. Onda kanlı tükürük görüyoruz, bunda geğirme duyuyoruz. Ama yine de dikkat çekmek için başarılı bence. Sizin için link bırakayım şuraya: