confessions

deer

Yazar - 2. Nesil  · 30 Ekim 2018 Salı

  1. toplam giri 166
  2. takipçi 6
  3. puan 647

gençliği ihtiyar yaşamak

deer
Romatizmalarım var sanki tek eğlencem kahveye gitmek,tüm yol arkadaşlarımı mezara gömmüşüm hayat yolculuğunda tek tabancayım moodudur.son 1 senedir delicesine yaşamakta, kendi yaşıtlarımla değil dayılarla çürütmekteyim gençliğimi.geceleri yalnız kaldığımda en çok bu şekilde hissediyorum.camdan sarkmış ışıksız geceye bakarken sigaramdan aldığım son fırtımla dudaklarımdan "amınakodumun hayatı" cümlesi dökülüyor. O son fırt bana bunları yaşatırken aslında ruhumun "ölümü gömdüm geliyorum..." sessizliğini hissediyorum.

hayatınızın en garip günü

deer
06.11. 2018 olarak hafızama düşmüş olan gün. Her şey saat 15.00 da uyanmamla başlamıştı dün gece uyuya kaldığımı yatağımda duran laptopumdan anlıyordum.okuldan yurda dönen x arkadaşıma "gelirken bana kahvaltılık birşeyler al" diyip yatağıma dönmüştüm. Kahvaltımı ettikten sonra odama gelen x arkadaşımla yeni kordonda çay içme fikri geldi aklımıza.güneşi çaylarımızı yudumlarken izlemenin keyfine varıyorduk ki örümcek hislerim etrafta bir bokluk olduğunu hissettirmişti bana. Sağımda kalan sahilde spor aletlerine güzel giyimli bir çocuk gelmiş pantolon giymiş haliyle spor yapıyordu,bana doğru yaklaşan çift ani bir dönüşle geriye sapmış ve bankta oturan kızlar elleriyle "şöyle geçin tarzı" hareketler yapmıştı.olayları umursamayıp x kişisiyle boş muhabbete devam ederken az önceki çift bağırışmaya, lavuk kızın kolundan tutmaya başlamıştı.örümcek sinyallerim aklımda çoktan "haydarinna" müziğini çalmaya başlamıştı bile. Kavga olduğunu anlayan x kişisi(angaralı) "noluyoh amuğagoyim" tepkisiyle masadan kalkmış çifte doğru koşarak yaklaşmıştık.bizim yanımızdan kalkan bir diğer kişi koşarak lavuğa sarılmış çifti ayırmıştı, bize kalan görev sıkıntı çıkarsa lavuğa dalmaktı sadece.şoktaydık aslında çünkü döveceğimiz adam "ailen seni red ettiğinde bile ben sahip çıktım sana, senin için herşeyi yaptım neden beni yarı yolda bırakıyorsun" dediğinde gözlerim kıza bakmış bu konuda içi yanan birisi olarak kızdan bir açıklama beklemiştim. 2dakika geçti ve yanımıza kel, 1.60 boylarında, hafif çiyan bir abi yaklaştı "eheeheheh sosyal deneyyyy" gibi bir zıplamayla suratıma doğrultulan kameraya 3 numaralı "ne?" bakışımı atmıştım bile.x kişisiyle söve söve çaylarımızın başına döndük(sinirliydi çayının soğumasından mı, sosyal deneyden mi bilemedim). Sosyal deney ekibinin kafeye gelip herkesten rahatsızlık için özür dileyip bizim masaya bakmaması bile dayak yemeleri için bir sebepti belkide ama biz hesabı ödeyip kalktık sinirlenmemek için(suç kel olanda). Bankadan para çekelim madem diyip atatürk'e geri dönmüş yürüyorduk. Bankalara varmadan solumuzda duran a101den 20 yaşlarında birisi koşmaya başladı elinde poşetle, x'e dönüp "lavuk ne garip koşuyo lan" demiştim kiiii yandan annesi(ablasıda olabilir) "y buraya gel nereye gidiyosun yyyyyyyy" diye bağırmaya başladı(noluyoruz bugün çanakkalem kumpas mı var bana?). Y kişisi 45,50 metre koştuktan sonra dayanamadım(5 saniye falan) ablaya döndüm ve "yakalayalım mı abla?" dedim. Gelen cevaptan sonra okadar hızlı koştum ki y kişisinin başına bir şey gelme riski beni aşırı korkutmuştu(y kişisi down sendromlu bir gençti). 3 sokak boyunca kovaladım ara sokaklarda kaybedip tekrardan buldum y kişisini.x arkadaşım gerimde kalmış ve y'yi yakaladığım ara sokağa 5 saniye falan geç gelmişti. X arkadaşım gelir gelmez çocuğa "sakin ol kankacım sen sakin ol nereye gidiyosun böyle aman aman sen" gibi sakinleştirici sözler söylemeye başlamıştı(at'mı evcilleştiriyon napıyon acaba?). Y arkadaşımızı kollarından tutup annesine(ablasıda olabilir) geri getirmiş ve çanakkalenin superherosu olarak yine bir görevi başarıyla tamamlamıştım. Garip bir gündü ama güzeldi sözlük.

Edit:imla

kucak köpeği

deer
t:küçük köpek
t2:işlevsiz,yararsız hayatta kendi başına bir şey yapmayacak,yapamayacak olandır.sürekli bir kucağa oturma ihtiyaçları olduğu bilinir.kucakları(efendileri)ne derse onu yapma zorunlulukları vardır.akıllara direkt olarak iki örnek gelir
1-yalaklar :D:D:D
2-yavşak frodo

bir kadının en öpülesi yeri

deer
baldırlarıdır,bu entryi girmemek için nedense kendimi 3 gün tuttum aklıma midillide tanıştığım türk kızı geliyor.yunan adasında türk kızına tutulmakta ayrı bir mesele tabi.şarabından yudum aldığında kızaran dudaklarından bahsetmeyeceğim hafif bakır teninin değdiği baldırları...ah tanrım harikaydı.baldırlara bir fetişim var evet doğru ama böyle bir baldır olamaz arkadaşlar.sıkı,taze yani açıklayamıyorum yumuşak ama sert böyle o baldırları anlatamam sanki belden aşşağısı tanrıça gibiydi o kadının.ince ayak bilekleri,arka bacak baldır arasında belirgin olan damarları...bence yeterli.(güzel baldırları seviyorum sadece ölücü değilim.)

düğün

deer
Sülaleler arası ekonomik alış/veriş olayıdır.verilenin geri beklendiği, ortada dönen paranın hiç değişmediği(gelmeyen akrabalar hariç,tam karşılayan parayı vermezse küslük çıkar vermek zorunda) sosyal borsacılık. "arifin oğlanın düğünde yarım taktık onlar bize tam takmış, kızının düğününde biz çeyrek takalım çünkü çeyreğin fiyatı yarım oldu böylece durum eşitlensin ama çeyrek takmak ayıp olmasın yarım mı taksak? " gibi olaylar bütünü.

hoşlanılan kişiyle aynı sınıfta olmak

deer
Şarap içip zifiri karanlıkta flaşlı fotoğraflar çekinebileceğin kadınla karşılaşırsın ama o senin sınıf arkadaşındır.kişiden kişiye değişen bir durum olsada benim gibi "abi sonu bok gibiyse hiç başlamayalım" düşünenler için can yakıcı durum. Şimdi sen bu kişiyle yakınlaşsan eyi abi işler güzelde gidiyo flört falan mükemmel harika bir ilişki başlıyor... Bum flörtte patladın artık birbirimizden çekine çekine not isteriz amk. Diyelim sevgili olundu o muhterem kişiyle iyi güzel... Bum seneye ayrıldık yeni sevgilin dersine girsin izle bak nasıl kaos çıkıyor.dedin ki aga bu kız benim hayallerimde güzel ben bunu bok etmek istemiyorum...bum sınıfın orta yakışıklı ama cesur erkeği aldı götürdü crushını. En son ihtimal ise üni sonuna kadar beraber yaşayıp askerden dönünce evlenmek.bu iyi ihtimal olsada büyük resime yani gocuman olana baktığımızda ortaya 1/4 gibi bir win durumu çıkıyor(ayrıldıktan sonra kanka kaldık bff'iz şuan durumu hariçtir,sevgili yapıyo sonra üzülüyorum). Aşkta duygular değil matematik çalışır dostlar ben bir girişimci, piyasayı doğru yoklayan, iktisatta master yapmış bir yazar kankanız olarak bu duruma lose olarak bakıyorum.riski severim ama salak değilim, teşekkürler.

Edit:son olarakta bu hesaplamaları yaptıktan sonra yinede deneyeceğim dediğimizde bu kişi buna değer mi yani türkiye ortalamalarında(hal ve hareketleri dahil) 10 üzerinden kaç puan alır bunu hesaplıyoruz 8/10 değilse hiç kalkışılmamalıdır. 6/10 çıktı deer baba,ilişki uzmanı abim ben yinede yürüyicem dedin. Yürü ya kulum yollarına güller, ellerine kolonya döktüğüm sana yürümeyen o gamsızdadır kabahat.

Edit2: #5631 numaralı entrymden sonra uyurum demiştim,20 saattir falan uyumuyorum.bu kişiyle meyhanede yapacağım ilk akşam yemeğinin hayalini kurarken uykum kaçmış, arkada huysuz ve tatlı kadın çalarken bu olaya kendimce "yaktık abayı amk" yorumunu yapmış bulunmaktayım. Sonumuz hayrola sözlük.(dert deer'in kamçısıdır)

en sevdiğiniz oyun

deer
yazarların hayal dünyalarına bir süreliğine hükmetmiş,onları gerçeklikten ayırmış oyunu öğrenmek için açılmış başlıktır.

mafia 2

beheeey ahali ayağa kalkın babaların babası geldi.bu oyunun hikayesine bir roman yazar altına da bu oyundan 3 tane çıktı diye dipnot düşerim(siz düşünün yani).mafia 2'yi sevmemin başlıca nedeni geçtiği dönemdir.dönemin ayrıntıları iyi yansıtılmış ve hikaye buna göre işlenmiştir.çoğu insan 1. oyunun hikayesinin daha iyi olduğunu söylese de bu oyunu 14 kere bitirmiş olmam benim cevabımı açıkça ortaya koymuştur.hafiçe bahsetmek gerekirse Vittorio "Vito" Antonio Scaletta isimli karakteri yönetmekteyiz.hafif deli,hafif memoli tavırlarımız askerden dönen bizi tekrardan illegal işlere yönlendirmiştir.arkadaşımız olan Joe Barbaro isimli kankamız ise ilk bölümden son dakikaya kadar yanımızda durmuştur.asıl olay joe'ye son dakikada ne olduğunun bilinmemesidir.şehirin asi mematisi(biz)yeni mafya babalarının işlerini yürütmekte, joe kankası ile birlikte bu emaneti olan şehri Empire Bay'i geri almaya gelmiştir.bu oyunu oynarken kazık,arkadan vurma, ihanet,kurşun gibi şeyleri çok yediğiniz için çocuklara bile oynatılmalı onlara hayatı öğretmesi sağlanmalıdır bence.leo galante isimli şahıs ise yine bu mafya babalarından birisidir.hayatımıza hapise düştüğümüz zamanda girmiş ondan sonrasında bizim için laz ziya olmuş bir babadır.onun için dövüşür,onun için kazanır hale gelen vito en büyük darbesinide ondan yemiştir aslında.başta söylediğim son bölümdeki olay burada gerçekleşir.oyunun boss denebilecek adamlarından birini öldürdüğünüzde joe ile birlikte leo'nun yanına dönersiniz.ikinizde farklı arabalara bindirilirsiniz ve arabalarınız arka arkaya ilerler yol boyunca.arkanızdan gelen fren sesiyle dönüp joe'nin bindiği arabaya bakarsınız ve yan yola saptığını,farklı bir güzergaha gittiğini görürsünüz.
leo ise size dönüp "joe'nin bu planda yeri yok" der.bu sahnenin önemi ise ilk bitirişimde bu sahnede ağlamış olmamdır(sizi bu kadar etkileyen bir hikayesi var).

osmanlıda fuckbuddycilik

deer
gece 3'te aklıma gelen konuyla beraber yazıya dökeceğim sorularımın olduğu başlıktır.
"hadi lan böyle şey olur mu?" falan demiştim başta fakat bu osmanlının islami kültürünü göz önüne aldığım için değil insanın hormonsal isteklerinin ne kadar ileri gidebileceğine inanmadığımdandı.çünkü o dönemde böyle bir evlilik dışı zina durumunda en iyi ihtimalle sopa yiyordunuz meydanda.kadıların verdiği bazı hüküm kayıtlarında evliyken bile olan ilişkilere rastladım ki bunun cezası ölüm eğer koca isterse.bir insan zevkleri uğruna ölmeyi göze alabilir mi? fuckbuddyciliğin hafife alınan bir olay olduğunu düşünüyorum hatta osmanlıda oğlancılığın başlama nedenlerinden birisidir bence. bastırılmış duygular ortaya farklı bir yolla çıkması gerekiyor sonuçta değil mi? oğlancılığın gırla döndüğü yeniçeri ocağına bakalım mesela.evlenmeleri ve bir aile kurmaları yasak.evlenemiyorsan sonuçta cinsel duygularını bastırmak için bir partnere ihtiyaç duyarsın.partnerinle sevişmenin ağır cezalara sebep olduğu dönemde fuckbuddycilik bıçak üstünde kolbastıdır kanımca.fuckbuddyde olmayınca geriye hemcinslerinin kalması acaba yeniçerileri oğlancılığa itmiş olabilir mi?yeniçeri ocağında dönen oğlancılık olaylarından bahsederken araştırmacılar hormonsal karşılıklı ilişkiler olduğundan bahsediyor.benim bahsettiğim burada tecavüzler,genç bireylere yapılan tacizler.
o dönemde herkesin birbirini kadılara ifşaladığını düşünürsek korkmadan fuckbuddysi olan varsa harbiden büyük insanmış derim.

çanakkale'de yanan halk otobüsü

deer
07.12.2018 tarihinde yani bugün sabah 7 sularında gerçekleşen olaydır.çansa öğrenci yurdunun önündeki durakta gerçekleşen olayda yaralanan bile olmaması büyük şanstır.
10'da uyanmış,kahvaltı almak için karşıda ki börekçiye giden ben önünde yanmış bir otobüs görünce akşamdan kalma uykulu haliyle "noluyoh amk" yorumunu yaptım.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/canakkalede-halk-otobusu-alev-alev-yandi-yolcular-son-anda-kurtuldu-41043763

olayla ilgili fotoğraf ve bilgiler buradadır.sebebi hala anlaşılmamış olan olayda umarım ihmaller çıkmaz.

olayla ilgili video :

tuvalette siyasi tartışma

deer
Çanakkale otogar tuvaletinde şahit olduğum olaydır. Hepiniz tuvalette olacak bir siyasi tartışmanın absürt olmadığını düşüneceksiniz eminim ki. Fakat olayın absürt olan kısmı bunun tuvalet kabininin içindeki sunta duvarlara yazılarak yapılması.olayları kendim size aktarırsam tahminimce 3 kişi arasında geçiyor konuşma

1.kişi "şu hale şu tuvalete bak amınakoyayım şu memlekette hiç mi bir şey gelişmez devlete yedirdiğimiz paralar nereye gidiyor?(ayrıca kişi 1980 de buraya geldiğini yazısında belirtmiştir) "

2.kişi"hassiktir amınakoduğum seni 80de gelmiş 10 sene önce burası köydü köy amınakoduğumun oğlu görmüyosunuz gelişmeyi boş laf yapıyorsunuz.her bokta akpyi eleştirmeyi bırakın artık orospu çocukları"

3.kişi "akpye oy veren arkadaş asıl boş yapıyor anasını siktiğim amınakoydunuz ülkenin lan ipneler adam haklı konuşuyor"

Bonus kişi "hepinizi sikim" diyerek konuşmaya son noktayı koymuştur bence. Bu olaylar erkek tuvaletinin sağdan 2.kabinde tam olarak sağ duvarında yaşanmaktadır. Ağır bir dille yazılmış bu tartışmayı işerken okumak gerçekten insana ayrı bir huzur, neşe katıyor.insanların tuvaletleri sadece boşaltım amacıyla değilde bilgi alışverişi yapacakları bir platform olarakta kullanmaları gerçekten ülkenin gelişmişlik seviyesinin ne kadar yukarılarda olduğunu gösteriyor. (anlattığım konuşmalar aklımda kalan kısımlarıdır.daha değişik küfürler edilmiş olabilir hepsini okuyamadım)

yazarları ilişkiden soğutan şeyler

deer
basit.salak olması...
bir süre sonra zekanızın ürünü olan,ufuk açıcı cümlelerinizi bir çocuğun anlayacağı dilden yazmaya başlıyorsunuz karşıda ki kişi anlayabilsin diye.ilişkiyi devam ettirmek için umut verici nedenler aramaya başlıyorsunuz sonra.
"yüzü güzele 40 günde doyarsında,götü güzele 40 yılda doyamazsın"
diyip "günaydın aşkım" mesajını atıyorsunuz.

çocuklara cinsel eğitim nasıl verilmelidir

deer
Bu konuyu ailemden öğrenmek isterdim doğrusu.kısmet karşı komşum olan 6 yaş büyük abiyeymiş."annen ve baban sevişti, sen oldun" biçiminde direkt olarak konuya dalması beni aşırı şaşırtmış ve korkutmuştu zamanında.karşılık olarak "seninkilerde yaptı madem" gibi bir laf söylemiş devamında "evet" cevabıyla karşılaşmıştım.beni asıl korkutan şey benim bu soruyu o ana kadar hiç sorgulamamış olmamdı.bir süre kendi kendime bu konuyu neden hiç düşünmediğimi sormuştum,neden hiç ilgimi çekmemişti?çünkü zihnimde bu konu bir boşluktu resmen ne leylekler vardı ne sevgiyle ortaya çıkan ben.alışmam biraz zaman almıştı...

ırkçılığın yanlış olmaması

deer
esmer vatandaşların sabah akşam "çok çektik biz" modunda olmaları aslında kendilerini dünyaya sevdirme yöntemidir.böyle adamlar age of empires oynarken karşıma gelirdi hep.gelişemez,eli ayağı tutmaz sadece başka ırklara parazit olarak yaşarlar.kendilerine yapılan ırkçılığı yere göğe anlatan bu adamların yanına gittiğinizde size "beyaz" diye hitap etmesi ayrı bir ironidir zaten.adama sorarlar ilk çağların başından bile tek kalan uygarlıklar kendini geliştirebilmişken(mısır) millet top,tüfek icat ettiğinde sizin elinizde neden ok vardı diye?vay efendim aslan varmış,vay efendim afrika'nın bakir tehlikeli toprakları.millet 2 atom bombası yiyor,koskoca kıta veba geçiriyor ama yinede sizin gibi yatmıyor ulan davarlar! utanacağınızı bilsem ırk olarak suratınıza tükürürüm ama siz ondanda anlamazsınız...anca rapçi yetiştirin.

edit:sinirim hala geçmedi bu ibnelere.ulan neymiş efendim polis bizi öldürüyo,polis bizi dövüyo.vergi ver ondan sonra konuş sen önce bre deyyus.yaptığın her hareket illegal,yaşamın boyunca göt kadar olan mahallende yaşayıp devlete ve dünyaya bir katkın olmadan yaşıyorsun.eğer senin ırkından birisi bir şeyleri okuyup yüksek yerlere geldiğinde ona salak gözüyle bakıyorsun.karşında esmer bir polis gördüğünde ona "ihanet ettin" diyorsun.amerika kıtası'na köle olarak gelmişsin ama ot içmekten senin dedelerine bunları yapan ülkenin içinden geçmiyorsun.neymiş efendim "black lives matter"mış sinirden elim ayağım titriyor vallahi.

tanrı olsaydım

deer
Bana inanmayanların gece evlerine girer onlar eve dönene kadar tekli berjerlerinde bacak bacak üstüne atmış beklerdim.eve geldiklerinde "gel otur şöyle iki dakika konuşalım" diyerek sakinleştirip oturduklarında "anlatsana biraz neden cehennem?" diye sorardım.

zevkten 12 köşe olduğunuz anlar

deer
bilen bilir akçaylı,yaz aşığı bir herifim ben.çanakkale'nin bu iflah olmaz soğuğu karşısında tabikide depresyonlar içerisinde kaldım 1-2 hafta.bugün yapılan "mor ve ötesi" konserine gitmemiş odada ne yapsam diye düşünüyordum.aldım biralarımı,hafif ispanyol müziğimle gözlerimi kapatıp ayvalık'ta ayaklarımı uzattığım rum evinin balkonunu hayal ettim.o kadar kaptırmışım ki kendimi kulaklıklarımı çıkarmamış ve yarım saat gözlerim kapalı bir halde beklemişim.bu yarım saat içerisinde gözümün önüne eteği belinde,bal dudaklı rum kızları mı gelmedi mi dersin?karısıyla denize girip biralarını yudumlayan ragıp amcayı mı görmedim dersin? sanal gerçeklik gözlüğü takmış gibi oldum.gözlerimi açtığımda oluşan mutluluğu size açıklayamam.(kış mevsiminin amk)

yazarların korktuğu anlar

deer
geçen senelerde başıma gelen bir olaydan bahsedeceğim.jumpscare haricinde korkan bir adam değilim fazla(baya über bir şey olması lazım anlatacaklarım gibi).annem tasavvufla ilgilenen bu konuda okuyan ve bu çevrede bilinen,isminin geçtiği birisi.bu sebeple konya'da yapılacak bir buluşmaya davet edilmiş olup ailece gitmeye karar verdik.annem için gidiyorduk aslında ama bizde konya'nın bir güzelliği varsa gezmekten hoşlanırız diye düşündük.ilk önce cami,türbe,müze vb. yerleri gezmeye başladık.olaylar burada başlıyor aslında,ablamla beraber ziyaret ettiğimiz caminin avlusunda takılırken biz kapıda duran annem ile babamın yanına yaşlı bir adam uğruyor.dönüp ilgimi çeken olaya baktığımda normal bir yardım olduğunu düşünüp kafamı çevirip mimariye göz gezdirmeye devam ediyorum.annemlerin gözünden anlatırsam olayı adam yanından onlarca geçen insana hiçbir şey söylemeden,onlardan hiç para istemeden babamlara yöneliyor.ilaç almak için para istiyor ve babamda çıkartıp veriyor normal bir şekilde.babam acaba dilencide bize ayak mı yaptı diye yürüyüp giden yaşlı adamın arkasından dönüp bakıyor 10 saniye sonra...adam yok.dümdüz yolda adam yok bildiğiniz.şaşkına dönen annem ve babam olaya dini yönden bakıp bize söz etmiyorlar bu olaydan.ardından annem cami avlusunda tanıştığı kadına "buralarda benzer türbe,cami var mı bilmiyoruz da" diyor,kadın anlattıktan sonra arabamıza binip bahsettiği yere yöneliyoruz.4 dk sonra vardığımız türbeye ilk giren kişi ben oluyorum ve ne göreyim bize yeri anlatan kadın içeride oturmuş tesbih çekiyor.görür görmez dışarı çıkan ben donuk suratımla annemlere bakıyorum annemden gelen "noldu deer?" sorusuna "kadın iç-içerde anne" dediğimde şoklara giriyoruz.(az önce ki lokasyonumuzla burasının arası dümdüz bir yol ve 500 metre,arabayla giden bizi geçmesinin ihtimali yok) selamını verip içeri giren annem kadına eşlik ediyor ve işleri bittikten sonra çıkan annem ve kadın arasında yine "nereye gidebilirz? gezilecek neresi var?" muhabbeti geçiyor.yeni lokasyonumuzu öğrendikten sonra kadına bizimle gelin arabamız var teklifimizi yapıp arabaya doğru yöneliyoruz(kadın ışınlanıyor zaten neden bindirdiysek arabaya...).arabaya doğru ilerlerken bize doğru yürüyen beyaz sakallı derviş giyinimli bir amcadan kadına gelen sözleri aynen aktarıyorum sizlere."kardeş biz hissederiz,al bu senin yanında dursun" diyerek dua yazılı bir kağıt uzatıp uzaklaşıyor bu dayı (babam,ben,ablam şoklardayız annem gülümsüyor.kadın duayı annneme veriyor).arabaya bindikten sonra yeni lokasyonumuz olan camiye gidiyoruz fakat kapalı oluyor biraz bekledikten sonra açtıramayınca dağılalım derken kadını evine bırakıyoruz.yol üstüne "gelin bir çay için" ikramını acelemiz olduğu için başka bir zamana erteliyoruz ve evimize dönerken tüm yol bu olayı konuşuyoruz.

feminist olmak istiyorum ne yapmalıyım

deer
bu kadın bireyin sonradan edindiği değil zaten içinde olan bir düşünce sistemidir.sizi eşitlikten ayıran şey yaşadığınız kültürdür.feminist olunmaz doğulur aslanım!
not : feminizm adına bir araştırma yapmadım feminizm adına bildiğim tek şey kadının istediği yerde,istediği zamanda sandviç yapması ile alakalı bir düşünce olduğu ve son zamanlarda popüler hale geldiği.

alkolsüz efkarlanmak

deer
yanlışlıkla meyhane playlistime girmemle anlık olarak başlayan durum."kıskanırım seni ben" diyor şarkı üzülüyorum ama neye üzülüyorum onuda bilmiyorum.en azından alkol olunca çocukken aldığın japon balığını bile özleme ihtimalin var.şuan müzeyyen senar çalmaya başladı.anlık modumdan bahsetmem gerekirse karabük'e yük taşırken emanet tırı şarampole yuvarlamış gibi bir halim var.hayırlısı...

"ikimiiiiziiiindeee saçlarııı akkkkkk,öylee duruuup bakışacağızzz"

müzeyyen senar

deer
cumhuriyetin divası,anam,anamız,anaların anası.kadın kelimesi dile gelse müzeyyen senar der öyle kadındır yani.2015'te 97 yaşında hayata gözlerini yummuştur büyük efsane.arkasında bıraktığı eserleri silinmeyecek her dertte onun adı,her meyhanede onun şarkıları söylenecektir yine.atatürk'ün kadeh kaldırdığı,gençlik yaşında paşanın özel olarak çağırdığı bir sanatçıdır kendisi eline su dökecek birisi ne gelmiştir ne gelecektir bu dünyaya.huzur içinde yatsın güzel kadın.

kurtarılmayı beklemek

deer
çözemediği konularda yardıma muhtaç kalmaktır.çorba yapacak birisi bile yoktur evinde mesela.salonda uyuya kalınmış,yeni açılmış göz bebekleri masada yarım kalan rakı bardağını süzüyordur.yavaş yavaş doğrulduğun koltukta 1 dakika boyunca duvara kitlenerek saygı duruşu yapılır,gücünü topladığında bir çırpıda kalkılır.dolaba bakıldığında süzülen yarım yoğurt ve kankisi 2 zeytin gülümsüyordur suratına."sikiyim" dedikten sonra tekrar salona dönülüp sigara paketinde kalan son 2 daldan birisi dudağa yerleştirilir.ağızda sigarayla ilaçlar kurcalanır,bulunamayan ağrı kesiciye sövülür.ölü gibi kalktığın koltuğa geri dönüp düşünmeye başlarsın sonra,yavaşça yalnızlık damardan girmeye başlar kanına.düşündükçe yiyor zaten insan kendini,rakıyla bir alakası yok.kendisi farkında değildir belki ama işte bu adam kurtarılmayı bekliyordur.

benim bu arada .d

yazarlardan yüksek kafa müzikleri

deer
her dinlediğimde asyanın bozkırlarında atımı son sürat sürdüğüm,rüzgarının yüzümü çizdiği hayaller kaplar dünyamı.kulaklıklarımı takar gözlerimi kapatırım.boynumu yalayan rüzgarı derinimde hissederken benimle beraber at süren insanlara bakarım.sonsuzluğa doğru...
(canım sigara çekti böyle başlığı ateşler sarsın)

black friday

deer
birikmiş param ve 2 bilgisayarımla hazır bir şekilde beklediğim olaydır.
sonum kesin böyle olacak ama hayırlısı be gülüm.

https://i.hizliresim.com/362r5A.jpg

edit:büyük umutlarla girmiştim sitelere.yerli,yabancı tüm mağazalara baktım sayılır.salı pazarından farksız olması beni bu etkinlikten direkt olarak uzaklaştırdı şuanda.

çomü sözlük

deer
normalde bir başlığa 2 entry hayatta girmem fakat önceki entryde yapmadığım tanımı bu entrye aktarmak istiyorum.

t:18 mart sözlüğün altyapısıdır.kalife elemanlar önce orada pişip kirinden,pasından arındıktan sonra toplu olarak 18 marta banlanarak geçiş yapmaktadırlar.
t2:18 martın yazar ayıklama süzgeci olmak dışında bir vasıfı olmayan sözlük.

ikizler burcu

deer
Hakkımızda şerefsiz denildi, haysiyetsiz,sırtından vurur dediler bizlere. Eyyyy ahali kendinize gelin kendinize(lafım tüm dünyaya) ikizleri dışarıdan anlayabilecek adam daha anasının karnından doğmadı arkadaşlar ben bile anlayamıyorum kendimi.kıvrak zekamızla hepinize pusu kurarız ayık olun.

legolas gimli aragorn kapışması

deer
gimli fanboyuyum ama bu savaşın galibi ne gimlidir nede ibne legolas.heyheeeeeeey sözlük yazarları bu ne gaflet,bu ne cahillik siz bilmez misiniz aragorn isimli çeriyi?legolasın oku her derde deva demişsin eeey tuli söyle bana legolas adam mıdır önce?aragorn gibi teknik,zeka,güç 3'lüsünün bulunduğu bir alfa yiğidi bu 2 kendini bilmez ile karşılaştırmak seviyesizliktir(!).

https://i.gifer.com/5v4.gif

akçay

deer
1 buçuk saat ötede duran körfezin incisi canım memleketim.insanlar yazını severken ben kışını severdim aslında.yazlıkçılar olmuyor ve o kalabalık kordonda yalnızlığı hissediyorsun,sakinliği yaşıyorsun.zrf gibi etkinliklerin yapıldığı bir mekan olmasına rağmen kendi yaşıtlarımın çanakkale'de akçay'ı bilmemesi bana koymuştur.akçay'ı onlara "kanka altınoluk falan var biliyor musun?" şeklinde anlatmak zorunda kalmak canımı yakıyor aslında.skyrimde whiterun olarakta geçer :DDDD

billie eilish

deer
16 yaşında bakın tekrar söylüyorum bu kız şuan 16 yaşında arkadaşlar.yine hayatımızı skip atacak kişilerden birisi olmakla beraber 16 senede ne acısı yaşadın? yaşamadıysan bunları nasıl şarkılarda anlattın? gibi 2 soruyu karşımıza koyan şarkıcıdır.yeni çıkan when the party's over şarkısı ile bilboardlarda yukarıları zorlamakta.fav şarkım ise bitches broken hearts'dır