confessions

deer

Yazar  · 30 Ekim 2018 Salı

  1. toplam giri 87
  2. takipçi 5
  3. puan 298

karınca yuvasına ekmek atmak

freudunyancisi
Canım Arkadaşlarım karıncalara yardım etmek amaçlı ve Onları çok yormamak adına ufak yaşımda kendime görev edindiğim eylemdir. Evden aldığım ekmekleri biraz ıslatarak Küçük Küçük parçalar halinde yuvadan içeri atardım. Bazen de yuvanın etrafına bırakırdım. Sonra da Onları izlemeye başlardım. Her buldukları ekmek kırıntısı için Bana minnet duyduklarını düşünür, beni koloniye kabul ettiklerine inanırdım.

hep götürülen yiyeceğin anne karıncalar tarafından dolaba koyulduğunu, sabah işe giden baba karıncalar ve okula giden Çocuk karıncalar için Kahvaltı olacağını hayal ederdim. O zamanlar hedefim karınca bilim insanı olmaktı tabii. Küçük kameralarla yuvaların içini de görebilecektim böylelikle. Şimdi kısmen büyüdüm, işler öyle yürümüyormuş. Rakabet, hırs, kibir, kıskançlık ve hatta şiddet diz boyu. Ne karıncalar anılarımda biriktirdiklerim gibi ne de ben eskisi kadar masum. Şimdi tıpkı çocukluğumdaki gibi yarınım ne olacak diye düşünmeden uyuyabilmeyi isterdim.

lord of the rings mi harry potter mı

tuli
"kitapları mı, filmleri mi ?" sorusunu yanında getiren güzel başlıktır.

kitapları ele alırsak sadece harry potter çok güzel kapışır ama lotr ağır tokatlar. tolkien'in harika bir fantastik kurgu yazarı olması buradaki en büyük faktör, orta dünya elbette çok özgün bir ürün değil fakat çok fazla detaylı olması ve ana hikayenin dışında da etkileyici öyküler bulundurması j k rowling ablamızı bile etkilemiştir bence.

filmleri ele alırsak bu sefer de lotr zorlar ama harry potter kardeşimiz günün sonunda kapışmayı kazanır. görsel efektlerde, renk paletinde, senaryoda, çekimlerde lotr'dan daha üstün olduğuna kimse itiraz etmesin. çok sevdiğiniz aragorn "arwen's fate" sekansında ölü olduğu halde gülümseyip elini kıpırdatmasa belki lotr alır derdim ama o kadar bariz bir hatanın olduğu filme ben şampiyonluğu veremem"
bi de ne biçim bi proje planlamadır o yaa mevzuya ortadan girip 10 sene sonra başlangıcını hobit serisinde anlatmak falan... "ciddi misiniz yaa siz ?" diye sorgulatan bir olaydı.

geeklerini şöyle bi süzersek lotr'un geek tayfası potter geek tayfasını çok net ezer. ağır ezer. potter geeklerinin cosplay için en fazla harcayacağı para 2000 dolar civarıyken aynı paraya lotr'evreninde merry veya pippin bile olamazsınız. sadece elf kılıcına harcayacağınız para bile 1500 dolar civarı olabilir ki bir gandalf bir nazgul cosplayinden bahsetmiyorum bile. büyük ihtimalle dedenizin bağ evini satmanız gerekebilir.

(4 dönüm ayçiçek tarlası içinde müstakil dahil 340.000 TL ( 2001 model fellbeast'le takas olur)

legolas gimli aragorn kapışması

tuli
Bu bir cevap entrysidir. Fakat silinmemesi adına bilgi de vereceğim.

Eyy domatesli pirana and dear deer...

Boramir önce nefsine hakim olmayı öğrensin, legolas arwenle ağdaya gittiğinde bile aragorndan daha erkektir bunu böyle bilin.

Bilgi şeysi: gimli savaşmayı babası gibi köklü dövüşçülerden öğrenmiştir, dövüş öğrenmek cücelerin geleneğidir.

enflasyonla topyekün mücadele

tuli
Tüketici enflasyonunu geçici olarak düşürürken üreticinin uzun vadede amına koyacak olan ekonomik müdahaledir.

Tüketici enflasyonunun düşmesi mevcut ekonomi yöneticisine yakın zamanda bir seçim daha kazandıracaktır fakat bu da zombi istilasında tek mermisi olan bir silahı taşımak gibidir. Sizi canlı canlı yenmekten kurtarır ama yapmış olduğunuz son seçim kendi kafanıza sıkmaktır.

bir kadının en öpülesi yeri

tuli
İki adet sapığa yakın entryden sonra "boynu" dersem çok masum kalırım, o yüzden koltukaltı diyorum.

Tabi ki şaka her türlü boynudur. Boyundan öpmek aynı anda bir kadını hem kalpten sevdiğinizi hem de arzuladığınızı anlatır. Ayrıca şahdamarının tenine en yakın olduğu yerdir. Öpücik önce kana karışır sonra kalbe gider. Tabi bu öpücükten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranamazsınız. Sevişmek zorundasınız.

10 kasım

anoktask
Geldi işte yine... Sıkıntısı birkaç gün öncesinden çöküyor insanın içine. 80 yıl olmuş yiğidim aslanım öleli. 80 senedir yetim ülkem. Canım Atatürk, yıllar önce ışığa uzanan o yolu açmasaydın ne olurdu halimiz bilmem. Belki bir başkası açardı, belki yıllar sonra elbet o bataklıktan çıkardık. Biz Türk'üz, asla yenilmeyiz; yenilsek de küllerimizden yeniden doğarız, bilirsin. Ancak bu aziz kurtuluşun çok mükemmel bir detayı var: Sen. Neydi çıkarın? Öyle ya, sorguluyor işte insan. Biz gençler saf güvenin olduğu çıkarsız bir dünyaya açmadık gözümüzü. Bu dünyada herkes kendi derdindeydi biz doğduğumuzda, büyüyoruz ve çıkarlar, kalpazanlıklar, iğrençlikler de büyüyor. Hiç değişmeyen, kirlenmeyen, bozulmaya yüz dahi tutmadan ve sönmeden kalan tek şey senin ışığın. Nasıl yaptın bunca şeyi? Tüm dünyaya kafa tutmuşsun be adam! Herkes vazgeçerken seni yolundan koymayan, bu kadar güven veren neydi sana? Nasıl da yiğitçe savaşmışsın cephede düşmanla, masada cehaletle. Kimseden korkmamışsın. Nasıl olur! Halkın içine girip herkesin derdini kendi ağzından dinlermişsin. Sanat galerilerine, spor müsabakalarına gidermişsin. Ah bir de o mükemmel müzik zevkin... Öyle şık giyinirmişsin ki asaletin siyah beyaz fotoğraflardan bile parlıyor. Yahu sen cumhurbaşkanısın herkesin içinde zeybek oynarmışsın! "Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir" demişsin bir de. O dönemde bile nasıl bu kadar kültürlü, öngörülü, ilerici olabildin? Bunları yazarken, ölümünden tam 80 yıl sonra bile seni anarken nasıl dolabiliyor hala gözlerim? Ha bir de tüm ümidinin bizde olduğunu söylemişsin. Merak etme. Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğimize and içtik. Öyle laf olsun diye değil, bilesin. Böylesine mükemmel bir lider bize güvenip bunları söylüyorsa vardır bir bildiği. Yolun yolumuzdur. Sonsuz sevgi ve saygı ile.

hayatınızın en garip günü

tuli
Yaz idi, 2012 idi.

Yazlıkta kuzenlerim ve arkadaşlarımdan oluşan 15 kişikil kızlı erkekli güzel bi ortamımız ve bir adet el kameramız vardı. Bir gün dedik ki "aga film çekelim anlı olur güleriz eğleniriz.

Senaryo gereği gözlüklü bir arkadaşın gözlükleri kırılıyor ve paranormal olaylarla yaşamış ardından da bu dünyadan göçüp gitmiş birisinin gözlüklerini ödünçlmak zorunda kalıyor. Gözlüğü taktığında ölüleri görebiliyor ve o günden sonra arkadaşı ruhlar rahatsız ediyor. Lanetten kurtulmak için ise gözlüğü ölen kişinin mezarına gömmesi gerekiyordu.

(bkz:best scenario oscar)

Neyse, 2 hafta süren çekimlerin ardından tüm kumla halkı bizi tanır olmuştu çünkü geceleri arkasokaklar boş araziler zeytinlikler ve sahilde siyah cübbeler giyen ve yüzleri beyaz boyalı olan (ölü rolü oynadıkları için) bir grup genç vardı.

Hikayenin garipleştiği gün ise son sahne için mezarlığa gidecektik "Gitmişken gece vakti derenin kenarında ateş yakarız biraları alırız, kuzen sen de gitarı al gel filmin bitişini kutlayalım" diye bir fikir ortaya attım ve hiç düşünülmeden kabul edildi.

Aynı gece kumla'da ki bir kaç çocuk parkında kediler öldürülüp poşetlere konulmuş ve kaydıraklara salıncaklar asılmıştı. Bizi gece vakti o tiplerle mezarlığa giderken görenler de "bu gençler satanist, ayin yapmaya gidyorlar geceleri." diye bir karanlıkçağ uydurması atmışlardı ortaya ve bizim hiç br şeyden haberimiz yoktu.

Sabaha karşı evlere döndük ve yattık uyuduk. Ertesi gün de akşama kadar dışarı çıkmadık çünkü yan siteyle halısaha maçımız var akşam. Güzel bir tesadüftür ki aramızdaki herkes galatasaray veya beşiktaşlıydı, halısahada birbirimizi karıştırmayalım diye siyah beşiktaş forması veya siyah galatasaray antrenman tişörtleri giymiştik. Sahil kenarında oturmuş toplanmayı bekliyorduk.

Bir kaç adet lümpen ve az gelişmiş çoğunlukçu o.çocuğu "aha ! Satanizdler buradalar kedileri bunlar kesdi" diyerek üzerimize koşmaya başladı. Biz n'olduğunu anlamadan ultimate bir dayak yedik. Benim tek hatırladığım sahne yerde yatarken biri ayağındaki terlikle yüzüme basıyordu ve en yakın arkadaşlarımdan birine uçan tekme atılmıştı. O an spartan rage kullanıp yerimden kalktım ve cinnet geçirdiğim için etrafımdakilere saldırdım.

Jandarma geldi.
Lümpenler ara sokaklarda kayboldu.
Bizi karakola götürdüler.
Biz herşeyi komutana anlattık.
Komutan da nasıl bi insansa bizi fenerbahçeliler dövdü sanmış ve adam koyu galatasaraylıymış :) 15 dakika içinde bizi döven 30 kişilik bozkır haydutlarını yakalatıp getirdi. Özürler dilendi çaylar içildi ortam yumuşadı ve olay bir kez daha onların ağzından dinlendi. Kedi kesme mevzusu açılınca komutan bi saniye dedi. Bir telefon çevirdi. Meğerse parkın yanındaki elektrik trafosunun kamera kayıtları gelmiş. Komutan gitti uzun süre gelmedi. Biz lümpen o.çocuklarıyla muhabbete başladık. Biz bişeyler soruyoruz kısa kısa cevaplar veriyorlar, saçlarını kaşıyorlar kendi aralarında bakışıyorlar falan bir gariplik var ortada belli.

Komutan geldi bir anda hışımla " geçin lan koğuşa anasını s*ktiklerim diye " korkudan titreye titreye 50 kişi koğuşa geçtik. Kapı üstümüze kilitlendi. Oturduk bekledik. 20 dakika sonra falan bir kaç kişinin adı okundu. Aldılar götürdüler. Tekrar kapı kilitlendi. Lümpenlerden ttitreyerek ağlayan bir kaç çocuk vardı. Bir 20 dakika sonra beni ve arkadaş grubumu işaret eden bir er geldi. " siz gelin abicim benle" dedi. Gittik.

4 tane lümpen o.çocuğu kedileri parka asarken kameradan tespit edilmiş :)

Komutan amcamız arkadaşım Özgür'e döndü.
-"bilmemne" marşını biliyor musun lan ?
+ yok ama "çocukluk aşkımsın galatasaray" ı biliyorum komtanm .d
-yavaş oku ritim tutucam.
+ tamam .d

Özgür ile birlikte bağıra bağıra çocukluk aşkımsın'ı söyledik. Biz söyledikçe komutan kürek sapıyla çocukların yüzlerine vurdu.

Bir ara bir tanesi dayak yemekten bitap düşüp yere oturdu. Komutan kalk ayağa dedi kalkmadı...

Komutan arkasını döndü biraz bekledi ve kürek sapını göğsüme doğrulttu ;

-bu armanın içindeki ne ?

+ türk bayrağı komutanım.

- istiklal marşı'nın 10 kıtasını ezbere biliyor musun sen ?

+ biliyom komutanım .d .d.d.d

-tamam. yavaş oku ...




toplu taşıma araçlarında öpüşen çiftler

soslupirana
Birbirlerini çok sevmediklerinin Farkındaymışmışlar da arada farkına varmadan farklı kişilere sekmesi an meselesiymiş de...

Tanım bana bir şey hatırlattı. İki sevgili metro vb. Toplu taşıma araçlarında yolculuk eder. Taraflardan biri heyecanlıdır biraz. Belki de uzun bir vakit olmuştur görüşmeyeli. E haliyle biraz da özlem vardır. Sonra çiftimizden biri duramaz ve ufaktan yakınlaşmaya çalışır sevdiğine. Belki hafiften ses çıkararak öper de. O esnada izlendiğinin farkında değildir. Zira kendilerini kocaman açılmış gözleriyle izleyen bir veya birkaç insan vardır. Onlar kendilerince hasret giderirken birileri de onları adeta bir porno sahnesi izler gibi dikizliyordur. Bu birileri farkedildiklerini anladıkları anda "ar namus da kalmamış" "töbe töbe eviniz yok mu sizin kardeşim. Yoksa anahtarı vereyim görün işinizi.' Gibi beylik laflarıyla az önce geçirdiği orgazm anını yok sayarak başlar niyet okumaya... bu hikaye böyle uzaar gider.

Velhasılıkelam rahatsız oluyorsan kardeşim, izleme. tak kulaklığını kendini dinle, kendinle ilgilen. Karışmayın yahu millete.

dönere turşu girmesi sorunsalı

tuli
Bazı gastronomik seçimler vardır sizi karar verdiğiniz anda midesiz bir taşra insanına çevirir. Dönere giren ince salatlık turşusu da aynı şekildedir. Dürüm-Döner gibi lezzetli ve gömülesi bir şeyi turşu gibi ağır derecede baskın ve aşırı tuzlu birşeyle mahfetmek hiç bir mideye sığmaz. Daha betleri de var tabi

(bkz:kumpire kısır koydurtan insan)
(bkz:lahmacuna adana sarmak)
(bkz:reçel ve peynir uyumu)
(bkz:pilava ketçap sıkmak)
(bkz:makarnaya şeker dökmek)
(bkz:kıymalı börekle güne başlamak)
(bkz:laz böreği)
(bkz:kürt böreği)

Ve final boss

(bkz:soğanlı menemen)

çansa öğrenci yurdu

however
Konumu yeni kordonda olmasa çöp diyebileciğim bir yurttur.Gerek çalışanları gerek yönetimi paragöz ve laubalidir.Kahvaltısı ve yemekleri çok kötü.İnternet sorununu her sene çözücez deyip öğrencileri geçiştiriyolar.Yemek koymayı hiç sevmeyen aşçı anası ve yerken ağzında sakız gibi ciyaklayan peyniriyle meşhurdur.

ergenlik

tuli
Herkesten nefret edilen manik depresif çağ. Anneye küfür ettiren, babayla yumruk attıran bir çeşit flakka.

En önemli iki aile bireyinden uzaklaştıran bu zıkkım, sizle hiç alakası olmayan bir şahsa sizi bağlayabilir, gereksiz anlam yükletebilir. Tedavisi olmayan bu durum 2-3 yıl kadar süre sonra kendiliğinden geçmektedir

gece açlığı

yalnizligi sek icen dayi
eğer yiyecek bir şeyiniz yoksa sizi uyutmayan, sabahı zor ettiren durumdur.
az önce acıkmış bir vaziyette evde yiyecek bir şeyler ararken çekmecede arkalara saklanmış bir petit beurre bisküvi buldum. anıları saklamak istercesine oraya koymuşum gibiydi. aldığımda ikili satılıyordu. bir tanesi ile adına fakir tatlısı dediğim püskevitli puding tatlısı yapmıştım bundan yaklaşık 6 ay önce sevgilime. üzerinden 6 ay geçmiş ve dokunmamışım bile. sonrasında ne mi yaptım? usulca açıp yemeye başladım.

sözlükte boş adam ihtiyacının karşılanması

pal andre helland
hahhahha gelmiş whatsapp grubu vs. geyiği yapıyor boş beleş insanın teki. boş gelmiş. ulan sanırsın ekşi sözlük kendi sözlüğü. 2 saatte 2 entry anca çıkmıyor mu la kamil? illa rencide mi edeyim insanları yani. az önce saatlerdir durgun olan, kendinizin sürekli entry girerek canlı gibi göstermeye çalıştığınız, bilgisizlik akan sol frame'i girip ben yeşillendirmedim mi? vasat altı çöp sözlüğünüzde kuruyun amk. arada sırada bilmediğiniz şeyleri girip düzelteceğim merak etme. 18 mart sözlüğe, sözlüğümsünüze verdiği katkılardan dolayı teşekkür edip sağdan sağdan uza

medellin

medellin
öncelikle bana kapılarını açan hepinize sonsuz teşekkürler. diktatörlüğün olmadığı, milletin dış görünüşüyle, engeliyle dalga geçilmediği, trollük adı altında aşağılık tavırlar sergilenmediği bir sözlük de olmaktan çok mutluyum. umarım güzel şeyler okur, sizi mutlu edecek şeyler yazarım.
ayrıca ben buraya kaydolduktan sonra, benimle beraber buraya gelen başta deer nickli arkadaş olmak üzere hepsine teşekkürler. Vaziyet alın, buralar hızlanacak.