confessions

kafam bir milyon

Moderatör  · 28 Mayıs 2018 Pazartesi

  1. toplam giri 256
  2. takipçi 6
  3. puan 2175

evde kuş beslemek

kafam bir milyon
anlaşılır olsun diye ev dedim doğrusu kafeste kuş beslemek.
t: göt kadar kafese uçabilen bir hayvanı tıkmak.

allahın cezaları ne istiyorsunuz hayvancıklardan, kuş yürümüyor amk uçuyor hayvan. sal gitsin lan. tasma takıp gezdiremeyeceğine göre besleyemezsin abi hayvanı kuş beslenmemeli yani.

mozaik pasta

kafam bir milyon
fakir pastası. öğrenci pastası. kolay pasta. artık ne derseniz deyin ama tam anlamıyla leziz bir pasta kendisi.
normalde fakir pastası deyince bisküvili pasta geliyor aklınıza evet. bunun da ondan hiçbir farkı yok. adı egzotik, görünüşü şık ama bildiğin bisküvili pasta işte. zaten hemen de yapılıyor. 2 saatçik buzlukta bekleyecek sadece. fırın vs gerektirmediğinden de öğrenci işi. kısaca pratik pasta. canım pasta.

para mutluluk getirir mi

kafam bir milyon
çok ikilemde kaldığım bir soru.

aslında bunu tartışmanın kimseye faydası yoktur. para sadece araçtır. bunu amaç haline getiren kimse mutlu değil. mutluluğu satın alınabilir bir şey haline getirmekten vazgeçmeli.

fakat;
Para mutluluk getirir mi bilmem ama ferrarinin içinde ağlamak başkadır... bi yerde okumuştum.

karantina günleri

kafam bir milyon
sınırlamaların, yasakların olduğu günlerdir kısaca. 20yaş altı ve 65 yaş üstü kişilerin çıkması yasak. bireyler kendilerince dışarı çıkmada kendilerini kısıtladılar. bunların dışında maske kullanımı gibi zorunluluklarımız da var ülkece. dışarı çıkarken kendi sağlığımız ve başkalarını tehdit altında bırakmamak adına gerekli eylem. ayrıyeten bol bol kolonya ve dezenfektanların tüketildiği günler karantina günleri. kolonya tiryakisi olduk çıktık vallahi. bizim evde damacanayı bile eve sokmadan kolonyayla şöyle bir yıkıyoruz. (abartı ama gerçek).
arkadaşlarınızla görüşmüyorsunuz umarım. kendiniz için, onlar için... ne kadar az iletişim o kadar az risk.

ek olarak bu zor günlerde hastane çalışanlarını unutmamak lazım. karantina günleri en çok onlara zulüm oldu. çok minnettarız.


edit: monoton ve birbirinin kopyası şeklinde geçen günlerdir...(kişisel)

tam 57 gün geldi geçti. 57 günün toplasan 15 günü falan dışarı çıkmışımdır. geriye kalan hepsini evde geçirdim. ev de değil odamda. yemek yemek, dizi izlemek, müzik dinlemek, chatleşmek ve aileyle bol bol kavga etmenin dışında hiçbir şey yapmadım. instagram'da çoğu kişinin yaptığı gibi mutfağa girip yemek tarifleri denemedim açıkçası. evde spor yapmayı bi ara denedim diyebilirim. sonuçsuzdu. bu aralar üniversitemiz(çomü) hocalarının verdiği ödevlerle uğraşıyorum bol bol...

karantina günleri iyi geçen birileri yoktur zannediyorum. varsa da bahsetmesin. psikolojimiz zaten alt üst olmuş üstüne tuz biber olmayın.

sabırla bugünlerin bitmesini beklerken bir yandan da eski hayata birden nasıl adapte olacağımı düşünüyorum. ben vallahi çok alıştım bu hayata. 57 gündür yalnızca pijama giyiyorum eşofman giyiyorum. pantolon giymeyi hiç özlemedim. kilodan da kaçamayız üstelik herkes bi miktar almıştır(ben şüşko patates oldum).
karantinada bir de saç kesme moda oldu. erkeklerin hepsi kafalarını jiletledi. kadınlar kesip kesip sonrasında pişman olup ağlıyorlar. ben de kestim. afedersiniz bok gibi oldu... kuaföre gitmek şart.

karantinanın bana tek katkısı kitap okuma alışkanlığı kazandırdığıdır. o da zorla arkadaş... sıkıntıdan.

hayatımızı bi anda değiştiren bu karantina günlerini ancak bu kadar özetleyebildim. tam bir yıkıklık dönemi.

stranger things

kafam bir milyon
az biraz bilim kurgudan anlayan herkesin bir oturuşta bitirebileceği, severek izleyeceği netflix dizisi. hele de karantina günlerindeyken ben de 2 sezonunu kısa bir sürede bitirdim. ilk başta biraz ergen işi gibi gelmişti açıkçası devam etmem zannediyordum ama aktı gitti sonra... oyunculuk büyüğünden küçüğüne 10/10 zaten. aralarında en sevdiğim dustin… ilk 2 sezonu rahatlıkla öneririm pişman olmazsınız. ama 3.sezonda beklentiyi yüksek tutmamak lazım. ben yine de bitmesin diye yavaş yavaş izlemiştim...

kısaca izleyin izlettirin.

palu ailesi

kafam bir milyon
mevzuya yabancı olanlar için haber kanalında yeni başlayanlar için "palu ailesine giriş" başlıklı haber yapıldı. ders olarak okutulacak düzeyde. durum bu kadar vahim. işin gerçeği hiç izlemiyorum bu tarz programları. hiç de merak etmiyorum. müge anlı'dan da haz ettiğim söylenemez. bu programları kökten kaldırmak için daha ne bekleniyor anlamış değilim. milletin psikolojisi zaten mavi ekran veriyor. bir de bu programlara maruz kalan yurdum insanının halini düşünmek bile istemiyorum.

hiç sıkıntımız yokmuş gibi bir de bu palu ailemiz eksikti.

asgari ücret

kafam bir milyon
miktarının devlet tarafından belirlendiği ülkede çalışan kişilere verilecek ücretin en alt sınırı. sanırım 2019'da 2bin tl'nin üzerine çıkacakmış. kanımca yine azdır. bekar olan biri için hadi neyse de, evli olan adam nasıl geçinsin bu miktarla allasen. resmen ve resmen sadece ekmek parası bu.

ağlayan kadın

kafam bir milyon
silahını çekmiş kadındır.

"bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. kadınlar her şeye
ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... en az erkekler kadar
yani! ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. eğer bir kadın yürekten
ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. ama o yüreğin
değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker
batırır iğnelerini yüreğe! işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur
boğazına kadının. yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını
çok acıtır. gözleri buğulanır kadının sonra. ağlamayacağım, der
içinden. ama engel olamaz işte. çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve
iğneler saplamaktadır.. bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. ince
ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur
seli... ve kadın ağlar; hem de çok! sanmayın ki gidene ağlar kadın!
gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. o
yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir
kadın; o yüzden ağlar. ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.
her damla, daha çok kadın yapar kadınları. her damla bir derstir
çünkü. bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki,
değmez onun için derler. bilmediklerindendir böyle demeleri. çünkü
yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. içlerindeki zehirdir onları
öldüren! ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler
yaralarındaki! çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür
yaraları. dönüşmemesi lazımdır oysa. o yüzden de bolca ağlarlar. zaman
geçer sonra. kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. umarım
öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. sapan ruhların doğru
yolu bulması da yeni acılar demektir. bunu bilir kadınlar, o yüzden
eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... çok ağlayan kadınlar,
bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. her damla olgunlaştırır
kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği
onların gözünde küçülür. küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman
kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. güçlü,
yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan... insanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu
kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. çünkü
inançlarını yitirdi o kadınlar.zamanında yüreklerine o kadar çok iğne
saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! artık kendilerinden başka bir
doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. çünkü
biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir
zaman! hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. e o zaman niye
sarılsınlar ki! niye sarılalım ki! etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın
varsa bilin ki olgunlaşıyordur. bilin ki, gerçekleri kabul etmeye
başlamıştır. bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. bilin ki,
sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. o da kim, ne diye sormayın artık. çok
ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü.."

yılmaz erdoğan.

yolculuk uykusu

kafam bir milyon
bölük börçük uykudur. tam kafanı yaslar dalarsın. ''su ister misiniz?'' sesiyle uyanırsın. tekrar dalarsın. ani dönüşlere girilen yolda sarsılır uyanırsın. ölüm gibi ölüm. bu yüzden yolculukta uyumamayı tercih edenlerdenim.

çomü sözlük

kafam bir milyon
Girenlerin gerçekten sözlük zannettiği, bombok moderatör ekibi barındıran sözde sözlük. Hepsinin ciğerini biliyorum. Bu kadar saçmasapan fikirler içeren yıkık bir site olamaz. En son Duvar'da afişleri falan yırtmışlar amk Kekoları. Ne yaparlarsa yapsınlar 18martsözlük'ün gerisinde kalacaktır. Neyse. Geç.

kaliteli yalnızlık

kafam bir milyon
bir seçimdir.
bunu yaşayabilen insanlar var harbiden. yıkık değil. kimseyle geçinemiyor değil. asosyal hiç değil. sadece ne istediğini bilen, zamanını yalnızca istediği insanla harcayan net insan. kendini tanıyan, arzularına göre hayatını yönlendiren kişi.
hayranım böyle insanlara.

zayn malik

kafam bir milyon
one direction'un eski üyesi. eskiden müslüman idi kendisi. artık değilmiş. açıklaması ise şöyle:
''Belirli bir yemeği belirli bir şekilde kutsayarak yemek veya günde beş defa aynı dilde dua etmek gerektiğine inanmıyorum. Yalnızca, iyi bir insansanız her şeyin sizin için iyi gideceğine inanıyorum"

buna sagopa kajmer kadar üzülemem. yazık etmiş. geç.

prison break

kafam bir milyon
aşırı sürükleyici hapishaneden kaçış dizisi. ılk sezonu izlediğim zamanı hatırlıyorum neredeyse her bölümde 'heh şimdi kaçacaklar' diyordum ve bu böyle 22 bölüm sürüyordu. her bölümde ayrı geriliyordum, inanın efsane bir dizi. 2.sezon sarmaz nasılsa kaçtılar artık diyordum ama anladım ki kaçtıktan sonra asıl macera başlıyor. ve bu böyle böyle 5 sezon sürüyor. ben 4 sezon izledim. her sezonu ayrı güzel. canım prison break.

kilo vermek

kafam bir milyon
bir türlü beceremediğim eylem. dünyanın en zor işi. 15 yaşımdan beri kilo vermeye çalışıyorum vallahi billahi. kilo vereceğim diye 4 senede 10 kilo aldım. daha hala alıyorum. yeyip yeyip kilo almayan insanlara çok özeniyorum. durduk yere yine morallerim bozuldu ya. nutella getirin kaşıklayacağım.
0 /