confessions

potato

Yazar  · 25 Kasım 2018 Pazar

  1. toplam giri 67
  2. takipçi 3
  3. puan 275

simon del desierto

soslupirana
1965 yapımı luis buňuel'in elinden çıkma 45 dakikalık filmdir. Film konusunu 5. Yüzyılda yaşadığı rivayet edilen suriyeli aziz simeon'un hayatından alır. Simeon, hayatının büyük bir bölümünü bir sütunun üzerinde çile ve açlık içinde dünyevi isteklerinden arınmaya çalışarak geçirir. Bedensel arzularını kontrol etmeye çalışırken mücadele ettiği şeyler açlık, hastalık veya sıcaklık da değildir yalnızca. Kendisini yoldan çıkarmaya çalışan şeytan da vardır yanıbaşında. Simon'un Şeytanla olan diyalogları düşündürücüdür. Özellikle şeytanın simon'a "seninle aynı tanrı'ya inanıyoruz" dediği sahne hakkında günlerce konuşulabilir. İlginç bir sonla biten film, kafalarda birçok soru bırakır. Hatta bu sondan sayısız anlam çıkarılır.

başak edebiyatı

soslupirana
Yakında "serseri öküzümle berdel olduk" adlı kitabımla edebiyat dünyasına kazandıracağım yeni akımın adıdır. Bu akımın en büyük özelliği içinde bolca fantezi barındırıyor olması. Mesela canın tecavüz fantezisi mi istedi. Hemen yakışıklı ve zengin bir serseri ile masum ve güzel bir safolozdan oluşan bir kurgu oluşturuyorsun. Erkek kıza tecavüz etsin kız da bu zengin ve yakışıklı serserinin eşsiz cazibesine daha fazla dayanamayıp kendini kaslı kollarına bırakıversin. Arada biraz naz yapsın tabii kız. "Ben bakireydim Ühü Ühü o benim ilk öpücüğümdü aptal!" gibi şeyler geveleyerek erkeğine ne kadar temiz ve sevilesi ve evlenilesi olduğunu göstersin. Bunu öğrenen erkeği de Vicdan yapsın daha çok yükselsin sevdiceğine. Sevgisini de yumruklayarak, tekmeleyerek en kötü ihtimalle horozlanarak göstersin. Bitti mi? Bitmedi tabii. Erkeğin tepesi atar mesela bazen evi başka kadınlarla doldurur onlarla kötü insancıklar oyunu oynarlar. Bunu gören Sevdicek ağlar kaslı erkeği başka tenlere dokunuyordur. Ama onun için olsundu o kadınlar fahişe kendisinin hiç değilse ruhu bakiredir. Belki arada erkeği onu üzüyor canı isterse aç bırakıyor bir yerlere kilitliyordur falan ama yine de seviyordur. Hem haklı da olabilir belki kim bilir kaslı erkeğin sevdiceğin hangi akrabasıyla husumeti vardır da bunları yapıyordur. Arada isteğe göre sevdicek için alternatif bir eş adayı da eklenebilir. Ama dozu iyi ayarlamak gerek. Bu alternatif eş adayı da güçlü ve karizmatik olacak ama esas oğlan kadar güçlü kaslı ve yakışıklı olmayacak asla. Sadece esas oğlanın alfalık kariyerini besleyecek potansiyelde olsun yeter. Finali de ben söyleyeyim hadi :) sevdicek ya intihar etsin ya da hamile kalsın. Öyle aşık oluyorlarmış serseri öküzler. Bu akımın bir örneğiydi arkadaşlar. Daha neler var neler. "Mafyanın hizmetçisi" "iş adamının bebeğinin bakıcısı" "kurt adamın tutsağı" "ateistin feracelisi" son olarak "anüsünün amü" kitapları da ilerleyen zamanlarda piyasada yerlerini alacak.

Ya ben yazdım yazdım şimdi gördüm e bu akım zaten varmış ya. Adına da "çöp edebiyatı" diyorlarmış. Hatta dizi ve filmleri bilem çıkmış. Tüh la o kadar uğraştım ben senaryo yazacağım diye. Onca emek! Çöp oldu.

camel

potato
Camel, 1971 yılında İngiltere'de kurulmuş progressive rock grubu. Andrew Latimer liderliğindeki grup 14 orijinal stüdyo albümüne, 14 tekliye ve sayısızca başka derlemeye ve canlı albüm kaydına imza atmıştır. Grubun müzik tarzı caz, klasik müzik, Barok müzik, blues ve elektronik müzik elementlerini bir araya getirir.
En sevdiğim parçası ektedir, iyi seyirler :)

ho'oponopono

soslupirana
Bu öğretiye göre etrafımızda olup biten her şeyin gidişatına, tutum davranış ve ifade ettiklerimizle yön veririz. Bu sebeple çevremizde gelişen tüm olaylara karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmemiz gerekir. Örneğin, işte veya okulda aslında bizden bağımsız meydana geliştiğini düşündüğümüz bir olayın çok da dışında değilizdir. Yani Bir yerlerde bir şekilde bir şeylerin olmasına sebep oluyoruzdur. Bunun için de o an aklımıza gelen veya içinde bulunduğumuz bütün olumsuzlukları karşımıza alıyor onu suçlamadan içimizden defalarca
Seni seviyorum, Lütfen beni affet, Teşekkür ederim, Özür dilerim diyoruz. Bu cümleleri içimizden defalarca tekrarlıyoruz. Ta ki sorunla aramızda olan problemleri çözene kadar. Sorunları görmezden gelmiyor ve suçlamıyoruz. Onları önce anlamaya çalışıyor sonrasında yüzleşiyor ve en son gönlünü almaya çalışıyoruz.

babanın söylediği unutulmayan sözler

soslupirana
Eski sevgilisinin ismini taşıyormuşum. Çok aşık olmuşmuş, ondan bir parça saklamak istemiş. Yıllar sonra tesadüfen babamın eski aşkıyla karşılaşırken öğreniyor annem bunu. Babamın durumu açıklarken gözleri dolmuştu. Hâlâ uhutamamıştı belli ki. Annemin kırık kalbine mi yanayım, babamın çaresizliğine mi? Ben kimin tarafını tutacaktım? Söyleyebildiği tek şey olmuştu bana çıkıp giderken
"özür dilerim."

ben kimim

soslupirana
Türkiye'de tarih yazımına yeni bir boyut getiren leyla neyzi kitabıdır. Sözlü tarih yöntemi için güzel bir örnektir.

Aslında kendim için açtım başlığı iki felsefi cümle araklar ortamlarda pazarlarım diye. Şaka şaka.
Ben kimim? Sanırım çok dağınığım ve bu kadarcığım.

feminist olmak istiyorum ne yapmalıyım

soslupirana
Evet haklı. Bir değil fazlaca yakışıklı birileriyle tanışıyorum artı zekiler de. En az herkes kadar eğlenebiliyorum ve kırılmaya değer bulduklarıma kırılıyorum. Regl olmayı sevmiyorum bunun triple bir ilgisi yok çünkü acı çekebiliyorum. Evet hayali arkadaşım var. Pıtırcan, ona merhaba deyin. Çoğumuzdan daha gerçek. Birde sizin aklınıza kesin güzel olmadığım da gelmiştir(bir feminist olarak). Gayette güzelim.
Fena dalga geçmek istedim başlığı ve giriyi okuyunca. Ki hep de geçerim zaten. Toplumsal cinsiyet rolleri, "cingar kadınlar" ve söylemleri, feminikler, kız kardeşlik falan filan. Sonra dedim Ki kendi kendime feminist teoriden bihaber birileri zaten giydiriyor kendince. Sana düşen de onlara "hiçlik" adı altında gerekli mesajları iletmek. Evet bundan sonra ben de bir feministim. Kullandığım tek tanım da bu olacak. Herkesi de feminist yapacağım kendim gibi. Üstüne hem kaslı hem zeki hem de sempatik erkek Nasıl tavlanır onu da öğreteceğim. Yandı artık bundan sonra fazla farklılar.

(bkz:aşırı ciddi başlığı daha da ciddileştirmek)

Editos: yazana kadar araya iki tane giri, girivermişler. Havam battı, hevesim kaçtı. Ayıp ettiniz :(

selam vermeyi yürüyor diye algılayan insan

soslupirana
Gece yarısı olduğuna göre kafamdaki tilkilerin uyanma vakti gelmiş demektir. Şimdi arkadaşlar izninizle birkaç insana giydirmek istiyorum kibarca. Kafasında acaba ben de mi Diye geçirenler üzerlerine alınabilirler.

Kaç buzul çağı atlatmışsın, av olmaktan çıkıp avlamayı öğrenmişsin. Sonra bu beni yoruyor en iyisi evcilleştireyim diye hayvan ve bitki sahiplenmeyi akıl etmişsin. Arada dinler gelmiş geçmiş. bir müddet sonra sevgi peygamberi edinmişsin. doğumuna da milat demişsin gel zaman git zaman savaşlar, öğretiler, fikirler, birde bakmışsın ki hoop bilim.
Evrimdir, yok değildir. O, ol demiştir olmuştur. Kavga kıyamet düş kalk, cart curt... her şeyi öğrenmişsin bak yılların birikimi var. şunu da öğren artık güzel insan. Ne olur. Biri senden hoşlanıyorsa çıkar karşına insan gibi anlatır kendini. Açık ve net olur. Beklenti ve arzusu her neyse artık. Ama yok eğer böyle bir ifade geçmiyorsa rica ediyorum artık sen de her iletişim belirtisini "bana yazıyor abi' diye algılama. Bir insan sizi, Yaşam biçiminizi, Düşünsel birikiminizi merak ediyor olabilir. Hatta sırf sempatik bulduğu için de tanışmak istiyor olabilir. İnsan seviyordur belki hayatında daha çok insan olsun istiyordur... hiçbirimiz merkez değiliz. Planları yalnızca biz oluşturmuyoruz. Kabul edelim her birimiz olmasak da olur. Bunun için kendimize gelelim. Her merhabayı potansiyel flört adayı olarak görmeyelim. Ben gibi 16. Yüzyıldan kalmalar bile yapmıyor artık bunu yahu. Utanın.