confessions

victoria

Yazar - 1. Nesil  · 28 Mayıs 2018 Pazartesi

  1. toplam giri 324
  2. takipçi 11
  3. puan 1523

palu ailesi

hallumzade
dinin karanlık ellere geçtiğinde nasıl bir şeye dönüşebileceğinin kanıtı olan aile. Hatta şeytanın "siz ne yaptınız lan" diyebileceği bir aile. iki kere okudum ve ilişki ağını zar zor anladım, belki de doğru anlamamışımdır bilemiyorum. hayatımda bir kez olsun müge anlı seyretmedim. bu ailenin sapıkça yaşadığı hayatı ise sosyal medya hesaplarından ve twitter'dan okuduğum kadarıyla biliyorum. bu ülkenin kan dondurucu olaylarından midem bulanıyor artık.

victorianın dine dönmesi

tuli
Yolculuk içinde yolculuk olmuş senin için. Fakat bir sonuca varmak yeni bir sonuç armaktan daha huzur verici ve kolaya kaçmacı bir harekettir diye düşünüyorum. Tabi kişisel düşüncem bu belki de ben yolun daha çok başında olduğum için böyle düşünüyorumdur ama iç huzura erişen yolda adımlar attığın için haddim olmayarak tebrik ederim umarım tüm kararlarından memnun kalırsın.

Bana manasız gelen tanrı kavramı üzerine bir agnostiğin karar verebilmiş olması. Ne de olsa "bilemeyizcilik" tabanlı bir düşünce ve karar verme bilinen birşey üzerine özür iradeyle seçim yapma durumudur. Laf aramızda ama zaten bir tarafa yatık duran bir gemide yolculuk ediyormuşsun. Umarım yelkenlerin seni doğru tarafa yönlendiriyordur zira bir amaca bağlanmamış ruh yolunu kaybeder.

dünyayı kurtarırken uyuyakalmak

kafam bir milyon
bomboşluğun simgesi.
evet. yatağımda yatıyordum ve sebepsizce duvarları izliyordum. hayalimde dünyayı kurtarıyorum falan ve birden uyuyakaldım. bu düşünceye rüyayla devam ettim. bu kadar bomboşluğumdan nasıl kurtulabilirim bilmiyorum sevgili yazarlar. keşke düşünecek bir sevgilim, sevdiğim olsaydı. aga yaaaaağ.

kız tavlamak için kitap okumak

soslupirana
Fazlasıyla desteklediğim, yeni nesil için ultra işe yarar bulduğum yaşam felsefesidir.
Nereden mi biliyorum?
Çünkümsü deniyorum ve işe yarıyor.

Tabii kime karşı hangi Kitapları okuyor olduğunuz önemli. Mesela hedonistlerin fazlasıyla charles bukowski 've marquis de sade sever olduklarını bilmek gerek. Üzerine de biraz badboy/badgirl imajı çizildi mi enfes bir aroma yakalanıyor. Feminikler için sylvia plath ve simone de beauvoir ikilisi, biraz arthur schopenhauer esintileri, az biraz da Stefan zweig kurguları... marx, Freud ve Nietzsche okurlarına artık burun kıvıran kadınlar; kahve ve müzik eşliğinde bir tutunamayan değil aylak adam görmek istiyor.

Ha birde unutmadan biz, kız tavlamak için kitap okuyanlar okumuş gibi yaptığımız Kitapları oraya buraya atmıyoruz diğer Arkadaşlarımız da faydalansınlar diye bir yerlere bağışlıyoruz.

abaküs günlükleri

coklar sokaginda bir yalniz
"yaşamak adına ağzımdan kaçırdığım kuşlar" der özge dirik.

kaçırdığım kuşların yasını tutmak için, yeniden dönmeye karar verdim günlüklere. Yeni bir deftere başlayarak.

yaşamın tüm ayrıntıları olmasa da, kanat izi kalmış her şeyi yazacağım. eski bir defteri kapatmanın hüznü, yeni bir deftere başlamanın heyecanı ile karmaşık duygular içinde olsam da, zıtlıkların tüm güzelliğiyle bir kez daha yazabildiğim için iyiyim. bu sefer gerçekten "iyiyim."

ölümcül kimlikler

soslupirana
Lübnan asıllı, Fransız yazar Amin Maalouf tarafından yazılan, deneme türünde ki kitaptır. Toplumsal ve ulusal kimlik çatışmalarını konu edinen kitapta, islam dünyası ve hristiyan batı dünyasıyla ilgili etkileyici fikir ve çıkarımlar vardır. Akıcı üslubu, sade ve anlaşılır anlatımıyla okunmaya değer bir eserdir.

11 p.m'de uyu 4.30 a.m'de uyan

caesiis
başta çok abartılan ve gereksiz diye önyargıya kapıldığım şey fakat birazcık içine düştükten sonra yaşam kalitesini ne denli artırabileceğini düşünüp bizzat deneyip yararını gördüğüm şey mantık tamamen şunun üzerine kurulu

yapılan araştırmalara göre iş çıkışı okul çıkışı vb eve gelindikten sonra saat 20.00 21.00dan sonra yapılan aktivitelerin çoğunun gereksiz olması ve bu gereksizlikten kurtulup uykunun ram denilen kaliteli aşamasında uykuda olup hem zamandan kurtarmak hem de daha verimli bir gün geçirmemize yarayacak ram uykuyu almak amaç bu zaten oturup 2 3 dakika kadar düşünürseniz bahsi geçen saatten sonra yapılan aktivitelerin size bir katkısı olmadığını çoğunun gereksiz olmasa da olur diye nitelendirdiğimiz aktiviteler olduğunu farketmemeniz elde değil ben bunu başarı düzeni olarak kullanıyorum okul dönemi veyahut uğraşacağım yetiştirmem gereken bir şey varsa vb ama bunu hayatınızın her aşamasında yapmak hayatınızın her aşamasında yaşam kalitenizi artırmakla eşdeğer

türkiye'den ilginç manzaralar

1984
Yazarların ülkeminde tanıklık ettiği ilginç ve düşündürücü olayları içeren başlıktır.
İlk ben başlayayım. Geçen gün memleketim olan orta anadolu şehirlerinden birinde ilginç bir ana tanık oldum. Bir kafede otururken yanımdakilere kulak müsafiri oldum. Masadakilerin anlattığına göre "Barış" adındaki bir adam ismini değiştirmeye karar vermiş. İsmini değiştirme nedeni ise "barış" sözcüğünün kuranda geçmemesiymiş. İlginç bir türkiye manzarası. "Barış" gibi gizel bir sözcüğü feda ettiğimiz zihniyet bu

hesap ödeme şekilleri

black ivy
alman usulü tabiki de.herkes kendi yedigini odesin.en sinir oldugum seydir sanki kadının parası yokmuş,acizmiş gibi ya da güç gösterisi yapar gibi yediginin ictiginin her defasında ödenmesi.arada ödenebilir tabiki.sen istemediğin halde ısrarla ödüyorsa kullancaksin, o zaman haketmiştir.

erkek doğrama cemiyeti manifestosu

soslupirana
Schopenhauer severler aşkına, bu kadın delirmiş olmalı!

Radikal ayrılıkçı feminist yazar Valerie Jean Solanas tarafından kaleme alınan çarpıcı metin. Aslında erkek doğrama cemiyeti bir oluşum değil. O, Solanas' ın haklı isyanının acımasız bir ifadesi, onu delirtenlere karşı duyduğu öfkenin isim bulmuş hali. Onun manifestosu bir duygu durumu.

Solanas' ın yazmış olduğu metni kendi yaşam serüveninden ayrı düşünmek mümkün değil. Valerie, küçük yaşta babası tarafından cinsel tacize uğrayan, dedesi tarafından kırbaçlanan, yaşamak için dilenen ve seks işçiliği yapan bir kadındı. Aynı zamanda dönemin ünlü ressam ve film yapımcısı andy warhol' u vuran kadın olarak da bilinen Solanas, warhol' u vurma nedenini "kıçınıza girsin" adlı oyun metninin warhol tarafından kaybedilmesi olarak gerekçelendirmiştir. Warhol' u vurduktan sonra bir gazeteciyle yapmış olduğu görüşmede "ben cinayeti ahlaki bir hareket olarak görüyorum ve becerememiş olmamı gayriahlaki buluyorum. Bu işe girişmeden önce atış talimi yapmalıydım." demiş.

Onun manifestosu politik olanın ifadesi değil, yaşanmışlıkların, yitik duyguların, isyanın, öfkenin, çığlıkların, ve arayıp bulamayan bir kadının iç sesi. Valerie Jean Solanas incitilen bir kadındı ve en iyi bildiği şeyi onu incitenlere karşı kullanmayı öğrenmişti.

Ondan geriye kalan 70 sayfalık metinde biraz güldüren, bazen nefreti anımsatan, çokça düşündüren, belki derinden üzen birkaç alıntı

"Eril, biyolojik bir kazadır: y (eril) geni tamamlanmamış bir x (dişi) genidir yani tamamlanmamış bir kromozomlar serisidir. Başka bir deyişle eril eksik bir dişidir, daha gen aşamasında yaşamına son verilmiş, ayaklı bir kürtaj. Eril olmak kifayetsiz olmak, duygusal olarak sınırlı olmak demektir; erillik bir noksanlık hastalığı, eriller de duygusal sakatlardır."

"Tamamen fiziksel olmasına rağmen, eril damızlık hizmetleri için bile uygun değildir."

"...partneriyle empati kuracağına, nasıl yaptığı, birinci sınıf performans gösterdiği, nasıl iyi boru döşediği konusuna takmış haldedir. Bir erkeğe hayvan demek ona iltifat etmektir; o bir makine, yürüyen bir vibratördür."

Kitapta "savaş" başlığı altında
"Erilin dişi olmamasını telafi etmek için başvurduğu normal yöntem yani, koca tabancayı çıkarmak büyük ölçüde yetersizdir çünkü bunu çok sınırlı bir sayıda yapabilir; o yüzden aleti gerçekten büyük bir düzlemde ortaya çıkarır. Ve bütün dünyaya 'erkek' olduğunu ispat eder."

edgar allan poe

black ivy
amerikalı şair ve yazardir.genellikle gizem,gothic hikaye ve şiirletiyle tanınır.bu aralar merak saldigim ve annabel lee adli siirini cok begendigim bi abimizdir.

Annabel Lee

Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
İsmi; Annabel Lee
Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler
Kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü bir rüzgarından bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı oradadır şimdi
O deniz ülkesinde
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskanırdı bizi
Evet! Bu yüzden 'Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi'
Bir gece rüzgarından bulutun
Üşüdü gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yaşca başca ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiç biri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee
Ay gelir ışır, hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanır beklerim
Sevgilim sevgilim hayatım gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni...

ay carmela

marjinaloduncu
ispanya iç savaşında, komünist saflardaki şiarın şarkısıdır. sadece ispanyollar değil, birden fazla milletten komünist, ispanya'da yoldaşları ile omuz omuza çarpışmıştır. madem konu buradan açıldı, ardına da bu şarkı yakışır.

vampir-köylü

yalnizligi sek icen dayi
yaklaşık bir ay önce birbiriyle tanışalı 2-3 gün olan insanlar gecenin dördünde madeoda otururken ortaya saldığım zehirdir. birbirlerini tanımaya en çirkin yüzlerinden başlayan bu insanlar sağlam bir arkadaşlığın temelini atmış oldular. şimdi yazarken fark ettim de gerçekten sadece 1 ay mı geçti?

geçmişe özlem

horizon
sürekli hissettiğim duygu. geçmiş bir tek bana çok güzel gibi geliyor? aynı kişilerle,aynı yerde, birebir aynı eylemler yapılır ama aynı tat alınmaz. her şey aynı olduğuna göre, değişen biziz sanırım.

bir insan gıcık olunan ilk an

ordoabchao
Aslanım, koçum gibi manipüle edici hitaplar ile söze başladığı an.
Popüler olan bir şeyden haberim olmadığını sorgulamaya başladığı an.
Müzik zevki leş olduğu an.
Çok samimi olmadan samimi davranmaya çalıştığı an.
Falan filan çok uzar bu...

ruh halinizi anlatan şiirler

mathildaninsaci
Yazarların şu anda kendilerine ait hissettiği şiirlerdir.

Masa da masaymış ha

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.

Edip CANSEVER

öğretmenler yazın sokakları süpürsün

anoktask
Buna Tuli'nin çok güzel bir cevabı vardı: "Sevgili öğretmenlerimiz zaten yaz kış sokaktaki iti, serseriyi süpürüyor." Süpürmekle kalmıyor, topluma faydalı bireyler haline getiriyor. Eğitim hayatınızda karşınıza çıkan kötü öğretmenler yüzünden bu kutsal mesleği kötüleyemezseniz. Mesleğini kötü yapanlar her alanda karşımıza çıkıyor.

şiir

rainmaker
sinema dünyasının kısa film türüne benzer şiir, romanlar aleminde.

yüzlerce sayfayla olayları, gelişmeleri ve sadedi yazmak yerine en kısa, en taze yolla, harikulade kafiyelerle insana öğretme, onu düşündürme, bildirme ve fikir aşılama yoludur. insanı şöyle bir alıp götüren, kasıp kavuran cinsten mu'azzam şeylerdir şiirler.

victoria

rainmaker
bir yazar. ondan duyup öğrenilecek çok şey var.

ayrıca 2015 yapımı, çok özel bir filmdir. laia costa'nın çok sevimli, çok tatlı ve yetenekli olan oyunculuğuyla film, akıp geçiyor ve direktör koltuğunda sebastian schipper oturuyor. pek oturuyor diyemeyiz gerçi, neden olduğundan da bahsedeyim. filmi sinemada izlemiştim, unuttum sayılır neredeyse. yakın zamanda bir daha izlemeli. film kamerada start tuşuna basıldığı andan itibaren, hiç durduraksız, montajsız, zannediyorum 2 saat 20 küsur dakika boyunca sürüyor ve kamera, yönetmenin omzundan asla düşmüyor. 2 küsur saat boyunca!!! bu çok ciddi bir mesele.

kamera anlık geri dönüşler (bahsettiğim şey flashback anlamına gelmesin) yaptığında, bütün set ekibinin kamerada gözükmemek için saniyeler içinde eğildiğini filan okumuştum.

film, açıklamalarında banka soygunu olarak gündeme oturdu ve hemen ardından yönetmen olaya açıklık getirmek durumunda kaldı:

"bu bir banka soygunu filmi değil, bu bir banka soygunu."

zira set ekibinin haricinde hiç kimse bir banka soyacaklarını bilmiyordu.
banka soygunu sonrasında, ekibin kendi oluşturduğu polis kitlesinin haricinde, arabadaki sahnede, karşı şeritten sirensiz bir orijinal polis otosu geçmekte imiş. yönetmen büyük bir ustalıkla kamerada anlık manevralar atarak onu da saklamasını bilmiş.

berlin film festivalinde ödül de almışlardı, zannediyorum.
izlemenizi tavsiye ederim, 10 üzerinden 9 puanlık bir eser olmuş zannımca.

hüseyin nihal atsız

rainmaker
ülkücülerin dilinden düşmeyen ama sorsan bir kere okumuşlar mıdır işte bunun cevabı hayır olan, hüseyin ismini hiç bilmediklerinden pek çoğuna göre bir kadın yazar olan, şiirlerinde mantıktan ve maddecilikten yana olmayı becerememiş, ruhani ve kime göre neye göre asil olan türk yüceliğinden bahseder.

https://i.hizliresim.com/1EnaOB.jpg

gördüğünüz üzre, türk sağının tarihi budur. çaresiz kaldığında, hitler gibi düşün. hatta düşünmekle de kalma, bizzat tipini şemalini ona benzet; saçlarını ıslat ve onları yana tara, gömlek, kravat ya da takım elbise giyinmeye çalış ve şık ol, bıyık önemli tabi (bu neden bıyık bırakmamış onu da anlayamadım, köse olabilir), bıyıksız olunmuyor.