confessions

victoria

Yazar - 1. Nesil  · 28 Mayıs 2018 Pazartesi

  1. toplam giri 324
  2. takipçi 11
  3. puan 1589

freddie mercury

victoria
queen grubunun vokalisti. Aynı zamanda grubun çoğu şarkısının bestecisi.

operaya ilgisi olduğunu yeni öğrendiğim rock star.
ayrıca pakistanlı olduğunu ve paki olmaktan nefret ettiğini de yeni öğrendim. freddie özür dilerim.

Bir de şey rock star fakat gitarı ve gitarın çıkardığı sesten nefret ediyormuş. İşlevsiz bir müzik aleti olduğunu söylemiş. Garippp

bohemian rhapsody

victoria
Öncelikle bu filmin çanakkale'de vizyona girmiş olması bayağı şaşırtıcı. Mutlaka gidin derim.

Çok çok çok beğendiğim bir film oldu.
Oyuncular ve Queen üyelerinin birebir benzerlikleri, minikler, tavırlar tamamen aynıydı. Beklentimin üstünde bir film olduğunu da söylemek isterim. Ayrıca Çok sevdiğimiz queen şarkılarına çokça yer verilmişti filmde. Sanırım film ile ilgili tek soru işareti olan iki konu var. Biri hikayenin yetersizliği bir diğeri ise filmde kullanılan ışık. Biraz daha sıcak, sarımsı bir ton görmek isterdim. Gerçi ben böyle sevdiğim için bana çiğ gelmiş olabilir. Ama hikayenin yetersizliği konusuna tek takılan ben olmamışımdır büyük ihtimalle. Onunnnn dışınndaağğğğ film müthişti!

patates

victoria
hoşlanmadığım insan tiplerine yakıştırdığım kimi toplumlar için meyve kimi toplumlar tarafından sebze olarak benimsenen yiyecek. ne güzel şey hoşlanmadığın bir insana patates demek. :P

insan nasıl öğrenir

victoria
"bu soruyu kendimize hiç sorduk mu?" diyerek başlığa giriş yapayım :)


insan öğrenim sürecinde daha çok kendisine yakın olanı seçer yani zihninin oluşturduğu şemalar yol gösterici olur. öğrendikçe yeni şemalar… öğrenim; aşamalı bir şekilde gerçekleştirilmelidir kanımca. öğrenilmek istenen ile bellekteki bilgililerin birbiri ile bağlantılı olması gerek. aksi takdirde öğrenilmek istenilen zihinde kalıcı bir şekilde kalmaz ve pasif bilgi niteliğini korur. belki şu şekilde aktifleşebilir; ona benzer yeni bir bilgi ile bağıntılı bir yol izlendiğinde bilginin kullanılabilirliği artar ve ona benzer yeni bilgilerin zihne aktarımı sağlanır. bu bahsettiğim bağıntılı öğrenmek biraz da doğurtma yöntemini anımsatır. bu anlamda öğrenme ve öğretmenin aktifliği ortak payda olur. benimsediğim öğrenmede ; öğrenen ve öğreten aktif bir süreç izler.

kütüphaneye gidecek arkadaş veritabanı

victoria
Bilişsel gelişimim için güzel bir zaman dilimindeyim. Bu zamanlarda benimle kütüphaneye gelmek isteyen veyahut sanat, yaşam, eğitim, varaoluşsal gerginlikler...üzerine bir iki kelam edecek olan olursa mesaj kutuma bir kırmızı tik bırakması kafi. İki arkadaş buldum. Yakın zamanda zihinsel egzersizlerimize başlayacağız. Bekliyoruz. Kıps!

the danish girl

victoria
Filmi dün izledim. Oldukça etkileyici bir filmdi. Gerçek bir hikayeden ve einar'in günlüklerinden esinlenmiş bir film.
Gerçek aşkın fiziksel keyiften ziyade dostukluktan, birbirini iyi anlayabiliyor olmaktan geçtiğini anlatan biyografi türünde hoş bir filmdi.

"Bu defterleri bana verdiğinde doldurabileceğimi düşünmemiştim. Oysa şimdiyse yazacak çok şey var..."

18 mart günlük

victoria
Bugün babam 1970/80'li yıllarda yaşadığı bir olayı anlattı. Onu dinlerken bir utanç, tiksinç bir his kapladı ruhumu. Gerçekten çok acı. Ne denilebilir ki...

Babam 10/12 yaşlarında sanırım pek emin değil tarihten. Diyarbakır'ın pek bilinmeyrn, çevresi dağ ve tepelerle kaplı bir köyde yaşanmış bir olay. O dönem bir iki aile haşhaş ekimi yapmış köyde. Şikayet gelmiş ve askerler bir cuma namazı çıkışı köylülere baskın yapmış. Babam ise şöyle ifade etti " biz savaş oluyor sandık, bir sürü asker gelmişti. Sıraya girmemezii istediler, benim yaşım küçük olduğu için köşeye geçtim. Bana bir şey yapmadılar."
Caminin hocasından tutun bütün köylü sıraya geçmiş. Kaçan kaçabilmiş, kaçamayansa orada o sırada öyle beklemiş. Büyük amcam da bu sırada bulunan kişilerden biriymiş. Babam şöyle dedi "asker önce tokatlıyordu insanları, sonrasında sıranın sonuna geri gönderiyordu. -o kadar kuvvetli vuruyorlarmış ki tokadı yiyen büyük amcamın dişi kopmuş ve onu sıradan ayırmışlar- en sonunda da herkese kıyafetlerini çıkarmalarını ve yerde sürünmelerini söylediler."

İşte böyle. Gerçekten üzücü.


Düzenleme: hiçbir eksiye hayır demem fakat bu girdiyi eksileyen ağır şerefsizdir. Bunu da buradan yazıyorum.

richard bach

victoria
eserlerinde çoğunlukla uçmaktan, pilotluk mesleğinden bahseden yazar, daha çok martı ve martı jonathan livingston eserleriyle biliniyor. beni en çok etkileyen kitabı ise sonsuza uzanan köprü. şu sıralar çok popüler bir yazar olmasına rağmen bu kitabı pek bilinmiyor. eğer yazar hakkında daha çok bilgilenmek isteyen varsa bu kitabını okuyabilir. mesleğine yüklediği anlam, aşkları, hayal kırıklıkları, arzularını bu kitabında okuyucularıyla paylaşıyor. kitap zaten otobiyografik türde yazılmış bir kitap.

poetika

victoria
Şiir üzerine düşüncelerin ve teorilerin bütünü. Bir bildiri, önsöz niteliği taşır.
Fransızca'da eskiden şiir üzerine fikirlerin yanında estetik kelimesini de kavrayan geniş bir kavrammış.

no çı halo

victoria
mehmet atlı'ya ait güzel bir şarkı.

kürtçe'nin kurmanci (kırdasi) lehçesiyle başlayıp kırdki (zazaca) lehçesiyşe devam ettirdiği güzel bir parça. tam hakim olmasam da kürtçe'ye birkaç bir şey anladım.

"uzaktan ağlama sesi geliyor,kimdir ağlıyor
gözyaşlarımız göl oldu, derman tükendi
düşman gelip yaylamızda tat bırakmadı
dağ yanıyor,ağaç yanıyor, ülkem yanıyor
gece soğuk,gün/güneş ise yok bomba yağıyor
gülüm söyle bu ne haldir, amman bu ne haldir.."

"dür ra vengê şınayı yeno, kamo bermeno
hesrê çımê ma gol bıyo derman nêmendo
dışmen amêo zozanadı tamê nêmendo
koy veşeno, dar veşeno, welat veşeno
şewo, serdo, roj jı çıno bombe vareno
gülê vajı no çı halo, eman eman no çı halo"

nefertiti

victoria
dünyanın en güzel kadınları arasında yerini alan mısır kraliçesi. şu an bodrum arkeoloji müzesinde büstü ve takıları sergileniyor. takıları da kendisi kadar ihtişamlı.

sabiha bengütaş

victoria
türkiye'nin ilk kadın heykeltıraşıdır.
atatürk, ismet inönü, abdülhak hamid, ahmet haşim, bedia muvahhit gibi tarihte iz bırakan pek çok kişi onun parmaklarında yoğurduğu çamurla abideleşmiştir.

jale inan

victoria
türkiye'nin ilk kadın arkeoloğudur. türkiye'nin ilk arkeoloğu olan aziz ogan'nın kızıdır aynı zamanda. perge ve side antik kentlerinin gün ışığına çıkmasında uzun süreler emek vermiştir. çıkarılan eserleri antalya ve side müzelerinin kurulmasını sağlamıştır. tarihi eser kaçakçılığına karşı verdiği mücadelerle de bilinir.

jale inan, benim için türkiye'nin en büyük değerlerinden biri ve gerçekten örnek aldığım bir kadın.
bir keresinde onu rüyamda görmüştüm. beraber gönüllü bir kazıya katılmıştık. tabi mümkün değil bu durum ama benim için güzel ve unutamayacağım bir rüyaydı. teşekkürler jale inan..

lilith

victoria
ilk feminist kadın.

ibrani mitolojisine göre ;erkek üstünlüğünü kabul etmeyen lilith adem ile beraber olmayı kabul etmez. sebebi, cinsel ilişki esnasında adem'in hep üstte yer almasını aşağılayıcı bularak itiraz eder. kendisinin de adem gibi topraktan yaratıldığını, yani eşit olduklarını savunur. adem ise kendini, bağışlayan, bereketli gökyüzü; lilith'i de ürün veren toprağa benzeterek bu şekilde birleşmek konusunda diretir. adem tavırlarında ısrar edince, lilith, birlikte yaşamalrının zor olacağına karar verip tanrı'nın söylenmemesi gereken adını anarak göğe doğru yükselir. şeytanla işbirliği yapar. ve tanrı geri dönmezse doğan her çocuğunu öldüreceğini söyler. lilith geri dönmez. ve tanrı çocuklarını öldürür. lilith intikam almak ister ve dünyaya gelen bütün bebekleri öldürmek için uğraşır.

türlü türlü efsaneler vardır lilith için. bu bahsettiğim efsane de bunlardan biri.

antik heykellerdeki penislerin küçük olma sebebi

victoria
çeşitli müzelerde küratörlük yapmış olan ellen oredsson , blogunda bu soruyu şöyle cevaplamış:

eril güzelliğine ve erkeklerin dış görünüşüne dair kültürel değerler heykellerin yapıldığı dönemler oldukça farklıymış. bugün büyük penisler, değerli pornografik ürünlerimizin de yardımıyla, erkekçe ve değerli olarak görülürken, antik yunanlılar büyük penisin pek de sevilmeyen üç özelliği temsil ettiğini düşünüyorlarmış; aptallık, şehvet ve çirkinlik.

o dönem küçük penisler; entelektüelliği, kültürlü oluşu temsil ediyormuş. büyük penisin tasvir edildiği eserler de ise cezalandırılmış erkekleri, çirkinliği, aptallığı, lanetlemiş verimliliğe vurgu yapılıyormuş.

kaynak: http://www.howtotalkaboutarthistory.com

günümüzde büyük penisin bu kadar abartılmış olması, önemsenmesi gereksiz değil mi? bakın antik yunan çözmüş olayı

mantık

victoria
eski mantıkçılar mantığı konusuna göre tanımlarken "bilinenden bilinmeyenin elde edilmesine vasıta olan bilimdir" , "mantık hakikata sevkeden zihin işlemlerinin bilimidir" derler. mantığın bir de amacına göre tanımı yapılır. "mantık zihni hatadan koruyan bir fen, bir aletdir. "mantık şeylerin bilgisinde aklını iyi kullanma sanatıdır'"

* üniversite sınavında sadece sözel öğrencilerinin tâbi tutulduğu dersdir aynı zamanda.

kendi kendine konuşmak

victoria
şizofrenlikle alakası olduğunu söyleyenler var fakat alakası falan yok bence. kendi kendine konuşmayı becerebilen bir insan eminim çevresine olduğu gibi kendisine karşı da objektifdir. bu insan özeleştirisini yapabilen, hatalarını görüp tekrarlamamak için çabalayan biridir muhtemelen. genelde duyarlı, hassas, yaptıklarını doğru yanlış süzgecinden geçiren insanlar oluyorlar.
işte bir şekilde rahatlamak gerek. bu da bu rahatlama yöntemlerinden biri. hem çevreye de zararı yok.

apollon tapınağı

victoria
Aydın'ın didim ilçesinde bulunan antik tapınak.
dönemin dini merkezlerinden birdir aynı zamanda. kehanetler şehri olarak da bilinir. Halk belli dönemlerde efes'ten kral yolu vasıtasıyla buraya yürürlermiş.

egon schiele

victoria
genelde hastalıklı, kırılmış insan figürlerini kullanır. kalemi hastadır resssamımızın. erotizmin en kirli taraflarını işler. korkunç geleni, hastalıklı kalemiyle kağıt üzerine bırakır. sonra da sulu boyayla süsler. süsler ama bu süsler hastalıklı süslerdir. onun için gariplik diye bir şey yoktur. garip olan zaten kendisidir.

gustav klimt hocasıdır ve bir süre onun etkisinde kalmıştır. Fakat schile'nin kendine has bir stili vardır. Seçtiği kağıt ve renklerden de bu çok rahat anlaşılabiliyor.

Ensest ilişkisi hakkında ise çok net bir bilgi yok. Varsayımlar sadece. Ama ruhsal bunalımları ve ilişkileri onu bu boyutta ne kadar etkilemiş kavramak zor.

18 mart günlük

victoria
Bugün şili'li bir sanatçıyla tanıştım. Sanat üzerine güzel sohbetlerimiz oldu. İngilizcem keşke biraz daha iyi olsaydı dedim. bu eksikliğimi biliyor ve uğraşmıyor olmam... Neyse bu ayrı bir olay. Mesela neruda filmi üzerine konuştuk. Çevremde birçok insanın izlemediği ya da bu bahsedilen kişi(pablo neruda) hakkında hiçbir bilgisi olmayan insanlarla bu sohbeti muhtemelen yapamazdım. Keyif aldım. Hoşuma gitti. :) birkaç ispanyolca bir şey öğrendim hem :D

ayşe celile hanım

victoria
Türkiye'nin ilk kadın ressamlarından biridir.
Sanatında kadınların bağımsızlığı ve özgürlüğü daha çok işlenmiştir. Onun bu özgürlükçü fikri nü ile bağdaşıktır. Nü tarzda tablolarını yakın çevresine armağan ederken yatak odasında değil oturma odasında asılması şartı ile verirmiş. Onun bu şartı bile özgürlüğe, kadına bakış açısını en net şekilde ifade eden bir ayrıntıdır.

Ailesiyle olsun ilişkileri ile olsun sanatın bulaşıcı olabileceğini düşündürten insanlardan biri benim için celile hanım. Kendisine ve sanatına saygı duyuyorum.
2 /